• FELSEFE

    FELSEFE
    CEBRAİL KÜÇÜKKOÇKAYA

     

     

    Bana her şeyi felsefi olarak anlatıyor, yazıyor ve açıklıyorsun diyorlar. Bazen de günümüz sığ deyimsel yaklaşımı ile "felsefe yapıyorsun" diyorlar. Hayat tamamı ile bir felsefe üzerine kuruludur. Kelebeğin bir günlük yaşamında olması gerekenlerin bir felsefesi olduğu gibi, gün kazanıp gün yiyen bir insanın yaşamında doğru ve yanlış olanları belirleyen bir hayat felsefesi vardır. Bütün büyük düşünür ve ulu ozanlar da iman inanç ile insan için olması gereken buyrulan yaşam felsefesini birleştirerek doğruları, yanlışları, umudu, olması gerekenleri felsefi bir şekilde anlatmışlardır.  Bu anlatımı kimi zaman yazı, kimi zaman şiir kimi zaman görsel ile gerçekleştirmişlerdir. Bura da önemli olan ulu ozanların dikkat ettikleri hususlarda olduğu gibi halkın anlayabileceği arı Türkçe ile kullanmak aynı zamanda yerine uygun öğe ve gerçek örnekler ile anlatımı tam etmektir.

     

    Allah'ın insanı yaratır iken kendisinde sınırsızca ve yüce olarak olan sıfatlarından Sübuti sıfatlarını sınırlı olarak insana verdiğini bildirdiği halde Cüneyd-i Bağdadi'nin "Cübbemin altında Allah'tan başkası yoktur" sözünü ilahi aşk sarhoşluğu ile söylenen söz kabul eden, bu sıfatlar ile insanın oluşumu ve Biz size şah damarınızdan daha yakınız emrini "Hak insanlığın özündedir" diye ifade eden Seyyid Nesimi'nin derisini yüzenler ile Hak doğrusunu özünde bulup anlamayı ifade etmek için "Ben hak oldum" dedi diye uzuvları kesilip yakılan Hallacı Mansur'u katledenler aynı yapı da dini şekilcilik olarak anlatıp halka benimsetmek ile kendilerine babadan oğula geçen bir ulema ve üst tabaka oluşturmak isteyenlerdir.

     

    Bugün de dinimizin gereğince anlaşılması sosyal ve kültürel yaşam olarak doğru olanı yaşamasını kendilerine üst tabaka ve dinin sömürü aracı olarak kullanmalarına engel görenler aynı şekilcilik ve ibadeti dahi gösteriş haline getirmektedirler ve ulu ozanların öz kavramını anlayamayanlarda onlara kuyrukçuluk yapmakta ve dahi yılanlara kuyruk toplamaktadırlar.

     

    Ulu Ozan Kaygusuz Abdal'ın "Alim okur kelam ile Sen okursun hece Tanrım" deyişini yaradana hakaret olarak yorumlayanlar şu gerçeği unutmuşlardır ki burada Allah'u Teâlâ’nın kün yani bir hece ile yaratması ve yine bir hece ile yok etmesi yüceliği anlatılmaktadır. Evet, insan doğruyu ifade edebilmek için ve bir şeyleri meydana getirmeyi anlatabilmek için cümleler kurmak zorundadır.

    Buyurulmuştur ki "Biz sizi tanışasınız diye ayrı boylara ayırdık" ve her millete ayrı bir dilin yanı sıra bu dile uygun alfabe kullanmak nasip olmuştur.

     

    Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'in İslâmiyet in Arabistan'dan dünyaya yayılması uygun görüldüğü için Arapça yazılması sebebi ile Arapça`yı yazı dilimizde kullanılmasını isteyenler bu şekilciliğin kurbanı olmaktadırlar. Dilimize uygun alfabe olmayan Arapça'nın Osmanlı'da kullanılması ile halk öğrenilip yazılması dilimize göre zor ve uyum sağlamayan bu alfabe sebebi ile eğitimde cahil bırakıldıkları gibi dini şekil olarak benimsetilen bir toplum haline gelmiştir. Arapça kelimelerin konuşma diline de yansıtılması ile birlikte de halkın anlayamadığı bir dil ile konuşan devlet kademesi ve babadan oğula geçen bir ulema sınıfı oluşmuştur. Bu durum halk ile bu kademe ve sınıf arasında sosyal ve kültürel bir kopukluk oluşmasına neden olduğu gibi dinin istenildiği gibi yorumlanan bir hale getirilmesine neden olmuştur. Bağnaz tutucu matbaa gibi yeni icatlara dahi dini kitaplar basılamaz ile izin veren bu çevreler dini bir sömürü aynı zamanda istediklerini yapma aracı olarak kullandılar. Toplumun dini ve diğer kitapları okumasını seri üretimle çoğalıp Arapça alfabeyi öğrenebilen az sayıda insan tarafından bile okunup toplumun aydınlatılmasına engel olarak cahil bırakılan bir toplumdan beslenen sülükler oldular.

     

    Dile uygun alfabenin ve konuşma dilinde arı Türkçe kullanmanın gerçek manada anlama ve anlatmayı getirmesinin yanı sıra toplumda okuryazar seviyesini eğitim düzeyini arttıracağını doğru ön gören Cumhuriyet rejimi Karamanoğlu Mehmet Bey'in her yerde Türkçe den başka dil konuşulmaya emri gibi dilimizi korumak için dilimizin mümkün mertebe arı kullanılmasının yanında en uygun alfabeyi oluşturmuştur. Bu alfabenin Latin harflerinden oluşmasını sanki resmi dil Latince yapılmış gibi bunu topluma aşılama gayretlerinin sebebi Ortaçağ papazlarının telaşına düşmelerinden ötürüdür. İstanbul'un fethinden sonra Avrupa'ya giden Bizanslı ilim adamlarının o dönemde koç az bir kesimin bildiği Latince yazılan İncil'i diğer dillere çevirmeleri ile papazların dini nasıl kendi veya onlarla işbirliği yapanların çıkarlarına kullandıkları anlaşılmıştır. Cennetten toprak satmaya varıncaya kadar halkı kandıran bu papazlar gibi dinimiz İslam'ı da kendi çıkarlarına ve hatta asıl mensubu oldukları Hıristiyanların çıkarlarına alet etmek isteyenler günümüzde de alfabenin değiştiği tarihlerdeki kimi devlet hatalarını da kullanarak aydınlanmış bir toplumun önüne geçmek için alfabe değişimine saldırmaktadır. Maalesef bu yılanların etkisinde kalanlar onları desteklemektedir.

    Unutulmamalıdır ki Türkler yani biz Arap alfabe ve konuşma kültüründen çok evvel de dimimize her anlamda Araplardan çok daha fazla hizmet ettik ve bunları bıraktığımızdan beri Araplardan çok daha fazla hizmet etmeye devam ettik. Bun da İslamiyet'i bizden önce veya aynı dönemlerde kabul eden uluslar gibi Araplaşmamızın katkısı büyüktür. Tarih boyunca ve bugün Arapların aynı zamanda Araplaşan ulusların hali dinen sosyal kültürel ve yaşamsal diğer konularda ortadadır.

    Mahşer günü herkesin Arapça konuşacak ve anlayacak olması Allah'u Teâlâ’nın Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Arap toplumunda göndermesi ve Kuran-ı Kerim'i Arapça indirmesi nedeni ile mahşer günü ortak dil kullanılması hususunda emri ve lütfüdür.

    Dünya için dil ve yazı Arapça olsa idi Allah'u Teâlâ hepimizi aynı dili konuşan olarak yaratırdı.

    Bu sebepledir ki ben derim ki

    Destur Erenler Aşkına HÜ

    Allah yaratır hece ile kul meydana getirir hece ile...

    Çünkü Allah bir hece ile yaratır veya yok eder. Biz onun sıfatlarından bize kısıtlı olarak yarattığı kulları hece ile kelimeleri oluşturup kelimeler ile cümleleri kurarak her konu da kendimizi ifade etmeye, doğruyu ve olması gerekeni meydana getirmek için yapılması gerekenleri anlatmaya çalışırız.

    Selam ile

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen