• GELECEGİMİZ OLAN HAFIZLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM

    GELECEGİMİZ OLAN HAFIZLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM
    Bahaddin KARAKUŞ

    GELECEGİMİZ OLAN HAFIZLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM

     

    Diyarbekir'imizde, tek hafızlık projesi okulu olan Diyarıbekır hafızlık  ortaokulumuza sahip çıkalım inşaallah.

    Daha önce belediyemiz tarafından tahsis edilmiş bu okulumuz için teşekkür ederiz. Ancak şu anda okulun ne bir duvarı, ne bir bankı, ne bir ağacı, ne de bir otoparkı var. Yani, kısacaokulumuzun çevre düzenlemesine çok ihtiyacı var . Her öğrenci, kendi emeği ile bu okulu kazanmış ve hafızlığa devam ediyorlar. Ülkemizin geleceği, bu çocuklarımızın elinde olacak. Bu çocuklarımıza ve hocalarımıza sahip çıkalım inşaallah.

     Hz. Ali (r. a.) bilirsiniz ki; " Bana bir harf öğretene 40 yıl köle olurum. " der.

     Başta sayın valimiz Münir KARALOĞLU Bey ve Bağlar Belediyesi Başkanımız Hüseyin BEYOĞLU Bey' in bu okulumuza gereken yardımı yapacaklarından zerre kadar şüphem yoktur. Ancak bir an önce gereken çevre düzenlemesi ve peyzaja çok ihtiyaç vardır. Zamanında Bağlar' a bir çivi çakmayanlar, bu hizmetleri görünce neye uğradıklarını şaşırıyorlar.  Elbette şaşırmaya da devam edecekler bu hizmetler ile inşaallah. Bu  kez çamur at, izi kalsın zihniyeti iflas etmiştir. Bu memlekete hizmet elzemdir. Bir de yeni yerleşim yerlerinde camilere ve okullara çok ihtiyacımız var. Mili eğitim Bakanlığımızın da desteğine ihtiyacımız var . Aile hayatının dönüm noktası, bu iki (cami ve okullardan) yerden geçer. Git gide aile hayatının bittiğine içimiz kan ağlayarak şahit oluyoruz.

    Bediüzzaman Said NURSİ'nin güzel bir tespitini naklediyorum.

    O şefkatli valide, çocuğunun hayât-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve

    fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. "Oğlum paşa olsun" diye bütün malını verir; hâfız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir. Fakat o çocuğun hayât-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor ve dünya hapsinden kurtarmağa çalışıyor Cehennem hapsine düşmesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak o masum çocuğunu, âhirette şefaatçı olmak lâzım gelirken davacı ediyor. O çocuk, "Niçin benim îmanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?" diye şekvâ edecek. Dünyada da terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin hârika şefkatının hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.

       Eğer hakikî şefkat sû-i istimâl edilmeyerek, bîçare veledini haps-i ebedî olan Cehennemden ve îdam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrı ile çalışsa; o veledin bütün ettiği hasenatının bir misli, validesinin defter-i â'mâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatları ile ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi, âhirette de değil davacı olmak, bütün ruh u canı ile şefaatçı, olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlâd olur.

       Evet insanın en birinci üstadı ve te'sirli muallimi, onun validesidir.

    Risale-i Nur-Hanımlar Rehberi/7

    Esselamu ala menittebeal huda

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen