• PEDER VE VALİDE HUKUKU NURLARDAN - 2

    PEDER VE VALİDE HUKUKU NURLARDAN - 2
    Bahaddin KARAKUŞ

     

    PEDER VE VALİDE

    HUKUKU NURLARDAN - 2

     

    " Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır."

    Zâriyat Sûresi, 29:60

    "Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir."

    Ankebut Sûresi, 29.60

    âyetlerinin ifade ettikleri hakikati, bütün zîhayatın enva-ı mahlûkları lisan-ı hal ile bağırıp o hakikat-i kerîmaneyi söylüyorlar.

       Hattâ değil yalnız ihtiyar akraba, belki insanlara arkadaş verilen ve rızıkları insanların rızıkları içinde gönderilen kedi gibi bazı mahlûkların rızıkları dahi bereket suretinde geliyor. Bunu teyid eden ve kendim gördüğüm bir misal:

       Benim yakın dostlarım bilirler ki iki üç sene evvel, her gün yarım ekmek –o köyün ekmeği küçük idi– muayyen bir tayınım vardı ki çok defa bana kâfi gelmiyordu. Sonra dört kedi bana misafir geldiler. O aynı tayınım hem bana hem onlara kâfi geldi. Çok kere de fazla kalırdı.

       İşte şu hal o derece tekerrür edip bana kanaat verdi ki ben kedilerin bereketinden istifade ediyordum. Kat'î bir surette ilan ediyorum: Onlar bana bâr değil hem onlar benden değil, ben onlardan minnet alırdım.

    Ey insan! Madem canavar suretinde bir hayvan, insanların hanesine misafir geldiği vakit berekete medar oluyor; öyle ise mahlûkatın en mükerremi olan insan ve insanların en mükemmeli olan ehl-i iman ve ehl-i imanın en ziyade hürmet ve merhamete şâyan aceze, alîl ihtiyareler ve alîl ihtiyarların içinde şefkat ve hizmet ve muhabbete en ziyade lâyık ve müstahak bulunan akrabalar ve akrabaların içinde dahi en hakiki dost ve en sadık muhib olan peder ve valide, ihtiyarlık halinde bir hanede bulunsa ne derece vesile-i bereket ve vasıta-i rahmet ve sırrıyla, yani "Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa idi, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti." ne derece sebeb-i def'-i musibet olduklarını sen kıyas eyle.

       İşte ey insan! Aklını başına al. Eğer sen ölmezsen ihtiyar olacaksın.

    "Her amel kendi cinsinden birşeyle karşılık görür."

    Aclûni, Keşfül-Hafâ, 1:332; Aliyyu'l-Kâri, el- Esrâru'l-merfûa,103.

    Sırrıyla, sen valideynine hürmet etmezsen senin evladın dahi sana hürmet etmeyecektir. Eğer âhiretini seversen işte sana mühim bir define; onlara hizmet et, rızalarını tahsil eyle. Eğer dünyayı seversen yine onları memnun et ki onların yüzünden hayatın rahatlı ve rızkın bereketli geçsin. Yoksa onları istiskal etmek, ölümlerini temenni etmek ve onların nazik ve seriü't-teessür kalplerini rencide etmek ile

    "Dünyayı da, âhireti de kaybetti." (Hac Sûresi, 22:11)

    sırrına mazhar olursun. Eğer rahmet-i Rahman istersen o Rahman'ın vedialarına ve senin hanendeki emanetlerine rahmet et.

       Âhiret kardeşlerimden Mustafa Çavuş isminde bir zat vardı. Dininde, dünyasında muvaffakiyetli görüyordum. Sırrını bilmezdim. Sonra anladım ki o muvaffakiyetin sebebi: O zat ise ihtiyar peder ve validelerinin haklarını anlamış ve o hukuka tam riayet etmiş ve onların yüzünden rahat ve rahmet bulmuş. İnşâallah âhiretini de tamir etmiş. Bahtiyar olmak isteyen, ona benzemeli.

    Risale-i Nur-Mektubat/287

    Peder ve Validelerine bakmayan insanların kulakları çınlasın. Siz bebek iken veya çocuk iken, sizleri yurtlara bıraktılar mı? Hangi vicdan ve merhamete sığınır ki; O Anaları ve Babaları huzur evlerine atıyorsunuz! Sizin eşiniz Baba ve Ananıza bakmakla yükümlü olmaya bilir. Ama siz bakmak ile yükümlüsünüz.

    Esselamu ala menittebeal huda

     

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen