• TÜRKİYE YÜKSELEN TREND DEİZM 2

    TÜRKİYE YÜKSELEN TREND DEİZM 2
    Ayfer YALÇINKAYA

    TÜRKİYE YÜKSELEN TREND DEİZM 2

     

    Türkiye’de özüne uygun “İslami” bir din anlayışının gerçek anlamda çocuklarımıza ve gençlerimize sunulmayışı, özellikle modernleşme ve sekülerleşmenin de etkisiyle “inançsızlığın en hafif seviyesi” olarak lanse edilen ve her geçen gün süratli bir şekilde, bir tehdit olarak popülaritesini artırarak ilerleyen ‘deizm’ akımına değinmiştik.

    Pesimist perspektifi bir yana bırakarak, sadece bir realite üzerinden değerlendirmeye çalışırsak, şu bir gerçek ki; Türkiye’de ve dünyada başta semavi dinler olmak üzere, dinlere karşı sempati azalmaya başladı. Oysa birazcık geriye gittiğimizde bu tarz akımların istila ettiği bir dönemin Orta ve Batı Avrupa’sında sonuç büyük bir dönüşümle karşılık bulmuştu.

    Her ne kadar “Born Again Muslim” adı altında yabancı bir dilde, sloganlaşan bu kavram, İslami dönüşüm süreci için kullanılmışsa da, “Born Again Christian” yani; özünde Hıristiyan olan, Hıristiyan bir ailede yetişmiş, ancak daha sonra seküler ortamların etkisiyle dinden uzaklaşmış, daha sonraki süreçte de gideremediği manevi açlığının ve tam olarak sahip olamadığı aidiyet hissiyatının boşluğunu dolduramamış, önceki dininin manevi etkilerini tekrar keşfederek bu anlamda dönüş yaşamış Hıristiyanlar için, yerleşmiş bir kavram olarak ortaya çıkmıştı. Ancak bugün İslam adına gündeme gelenler özellikle 21. yüzyıl asrında ve Türkiye’sinde, insanların aradığı hususlara cevap vermenin ve tatmin etmenin çok çok gerisinde kaldı. Türkiye’de özellikle genç nesil, siyaset ve güncel olaylardan azade şekilde, İnanç ile arasına mesafe koymaya başladı. Deizm tartışmasının magazinsel boyutunu, politik kısmını ve popülerlik hevesini şöyle elimizle itip attığımızda, derinlerde bir yerde İslam inanç dünyasına ve toplumuna ait ciddi bir yapısal sorun olduğunu daha iyi fark edeceğiz.

    Hayatı sadece siyasi iktidar üzerinden okuyan, fikir ve düşünce üretmeyi politikadan hız alarak yapanların özellikle batıda vuku bulan bir batı propagandasıymış gibi görüp, Müslümanları olumsuz etkilemek maksadıyla köpürtülen bir tartışma olarak olayı düşünmek, deizm meselesini ayrıca bir sorunsala dönüştürecektir.

    Sadece ülkemiz açısından baktığımızda, ilerleyen zamana rağmen, çağın sorunlarına, sıkıntılarına ve açmazlarına yeterli cevap üretemeyen, yeni çözümler yeni fikirler bulamayan, dinlerin kısıtlayıcılığını artırarak, insanın zihnini sadece belli konulara ve kalıplara sokan, yanıltıcı ve dogmatik din adamlarının varlığı ile ilim ve fikir insanlarının yetersizliği, kendini dindar ve muhafazakâr olarak tanımlayıp, lanse edenlerin din anlayışları, yaşam biçimleri ve davranışlarıyla sergiledikleri derin çelişkiler ve dine dair bilgi kirliliğinin din anlayışını sığlaştırmasıyla, dindarlığın dar bir alana hapsedilmesi, dinin gençler üzerindeki tesirini çok farklı boyutlara getirdi.

    Dini değerler, hassasiyetler ortak paydalar ve sorunlarda Müslüman kimliklerin ve kitlelerin bütünlük arz etmeyip sadece politik söylemlerden ibaret, sloganik eylemler ve duyarsızlıklar içinde bulunması, çok daha geniş boyutuyla mevcut İslam ülkelerinin ve Müslüman toplumlarının bilim, ilim, çalışma üretme, sosyal barışın tesisi, sosyal adaletin kazanımı ve dizaynı, insan hakları, özgürlükler, adaletin tesisi ve uygulama noktasındaki zayıflığı ve umursuzluğu, İslam gibi her bakımdan insani gereksinimleri karşılayan ve sahip olduğu haklarını koruyan bir dinin, bu akımlar karşısındaki prestijini sarsmıştır.

    Özellikle de dini cemaat ve tarikatların, birer ekonomik nemalanma ve çıkar sektörüne dönüşüp, birleştirici rolünden çok ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir rol oynaması, insanların manevi açlığına cevap vermesi gereken din olgusunun, topyekûn reddedilen, korkulan, ürküten kaçınılan negatif bir algıya maruz kalarak, dejenere olmasına sebep oldu.

    Öyle ki İslam, terörle beraber alınan bir din haline getirildi.

    Günümüz din eğitiminin yanlış politikaları, niteliği artırılmış her anlamda ahlaki evrensel değerler ölçüsünde yetiştirilmiş dindar bir nesil yerine, niceliğine alkış tutulan, şekilci ve donanımsız, ilkesiz nesillerin yetişmesine sebebiyet verdi.

    İtikadı konularda gençlerine mevcut sorunlarına gereken cevabın verilmemesi ve bu anlamda tatmin edilemeyişi, zihnilerde dinle ilgili soru işaretlerinin türemesine ve dini algıların yanlış kanalize edilmesine yetti ve arttı !.. Gençlerin en çok üzerinde durduğu kavramlar olan,

    Nasıl bir inanç anlayışı?  Nasıl bir adalet dizaynı? Hoşgörü dinin neresinde ve ne kadarında?

    Teodise (Kötülük problemi) ve bu mefhuma yeterli düzeyde açıklık getirilememesi özellikle Yaratıcının müdahiliyeti ve uhrevi hayat bilinci gibi kavramların içinin boşaltılıp koflaştırılması deizmin taraftar bulmasının en önemli gerekçelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Ahlaki yozlaşmalara ve değer kayıplarına hiç girmeyeceğim, zaten bunun nasıl dejenerasyona uğradığını, postmodernitenin de etkisi nasıl “her şey her şeyle gider” anlayışıyla hareket edilip yok edildiğini anlatmaya bilmem gerek var mı?

    Açıkçası başörtülü ateist tipolojilerin zuhur etmesi bu anlamda beni hiç şaşırtmadı.

    Bugünün komünikasyon ve iletişim çağının etkisiyle bir takım yeni dini akımlara ve hareketlere de tanıklık edersek hiç şaşırmayın!..

    Zira Türkiye’de var olan kurumsal yetkili İslami yapılar önlem ve gereklilik noktasında yetersiz olmaya devam ederse bu tarz tehlike arz eden durumlarla karşılaşmak korkarım ki kaçınılmaz olacak! ...

    Özellikle gençlerin başını aldığı bilhassa sanal sitelerde çoğalan yeni bir takım İslami hareketler olan örneğin biraz mistisizm, bir parça sosyalistlik ya da herhangi bir tarikatın sosu ile süslenmiş solculuk ve putçuluk koyarak her şey her şeyle gider anlayışı olan postmoderniteyi, adeta kutsayan tipolojik hareketler var!

    Kendimce meselenin boyutuna değindim. Herkesin bu anlamda üstüne düşen ve yerine getirmesi gereken sorumlulukları olduğu noktasındaki inanışımı sürdürüyorum.

    Yoksa ileriki zamanlarda, korkarım ki İslam dininin varlığından söz edecek bir mecramız dahi olmayacak!

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen