• 21. YÜZYILDA DİN ALGISI

    21. YÜZYILDA DİN ALGISI
    Ayfer YALÇINKAYA

    21. YÜZYILDA DİN ALGISI

     

    Evet, 21. Yüzyıldayız!

    İlim ve bilimin dünyanın kabuğunu deldiği, onu tersyüz ettiği yapay zekâya kadar uzanan, insanın adeta akıl almaz dijital yolculuğundayız.

    Dikkat buyurunuz!

    Bu yüzyılda din değil, bilim nereden gelip nereye gittiğimizi nasıl bir hayat sürmemiz gerektiğinin yollarını bulmaya çalışıyor.

    Sanki bilim, insani sorunlara daha çözümcül ve hizmet anlayışıyla, daha etiksel bir yaklaşım sergilediği için dinden daha dindar hale geldi.

    İronik değil mi.?

    Hayatlarımızı anlamlandıran dinin yerini kendi menfaatlerimizden müteşekkil, sadece bizim heveslerimizin ve arzularımızın boyunduruğunda kendi kendimizi merkeze alıp, kendi kendimizi tanrı edindiğimiz yeni ve uyduruk beşeri dinler yaratma cüretine giriştik.

    Bugün tüm bunların oluşumuna sebep, tüm bunları gerekçe göstererek, insanların arkasına sığındığı toplumda çokça tehlike saçan, çokça karşılaşmaya başladığımız “işlevsiz bir din” söylemi sorunuyla karşı karşıyayız artık!

    Yanlış din anlayışları ve algıları yüzünden özellikle gençlerin zihninde oluşan tereddütler, diğer yandan bu tereddüt ve algıların oluşmasına zemin hazırlayan din istismarı yapan çevreler, onu gerici ve yıkıcı işlevi açısından geleceğe dair büyük bir tehlike oluşturmaya başlayan bir olgu haline getirdi.

    21. Yüzyılda din algısı, dini hareketler, dine yaklaşımlar teopolitik söylemler dinin, insanlar tarafından anlaşılması, yaşanması, uygulanması noktasında, gerekli hassasiyetlerin gözetilmemesi, dinin temsilinde yeni algılama biçimlerine sebebiyet verdi. Evet,  21. Yüzyıla bakıp bir önceki yüzyılla kıyaslayıp değerlendirdiğimizde dine dair algıların çok farklı boyutlara ulaştığına şahitlik ediyoruz.

    Zira son iki yüzyılda insanlık büyük bir oranda yaşadığı tüm acıların, kayıpların ve sıkıntıların faturalarını dine çıkarmaya başladı.

    Bir zamanlar dünyanın batı yakası kiliseden gördüğü tüm kötülükleri, ayırım yapmaksızın dine mal ederken, bugün doğu Müslüman yaka ise gecikmişliklerinin, geri kalmışlıklarının, tembelliklerinin, yeni sorunlara cevap ve çözüm üretemeyişinin tüm suçunu dine yüklemeye başladı. Böylece dine dair her şey pozitivizm ve meteryalizm uğruna feda edildi.

    Dinden ayrıştırılmaya çalışılan bilim, felsefe, teknoloji, ahlak alanında gördüğü uç sınırlar, insanları daha gerçekçi bir dünyayı algılamaya sevk etmesi gerekirken, maalesef daha aldatıcı daha uyuşuk, sorgulanamadığı gibi sınırlandırılamayan büyük bir boşluğun içine sevketti.

    Böylece anlamdan ve manadan uzaklaşan kitleler, cahillikleri, savaşları, işgalleri, sömürgeleri ve zulümlüleri önleyemez hale geldi

    Sadece istismara açık menfi bir güce dönüşen ve dönüştürülen, hiç bir yapıcı fonksiyonu olmayan salt dini bilgi, insanın bizzat aleyhine işlemiş oldu ve olmaya da devam etti ve 20. Yüzyılın din ile ilgili bütün olumsuzlukları daha korkunç haliyle 21. Yüzyıla devredildi. Böylece Modernizm, bütün meydan okumalarına, postmodern bir laubalilikte katarak dinin insanlar üzerindeki işleyişini minimize ettirdi.

    Yani kısacası din konusunda çarpıtılmış tüm öğretiler, bilgiler, algılar, cehaletler olduğu gibi bu yüzyılda yaşatılmaya çalışıldı ve hala büyük bir çaba ile çalışılmaya devam ediliyor.

    En kötüsü dinin büyük bir sorunsal olduğu gafletini ve ondan kurulmanın tek çaresinin onu yok etmekle sağlanılacağı düşüncesi, korkunç bir hızla zihinleri işgal etmeye devam ediyor.

    Din ile ilgili hiç bir öngörü tutmayınca küresel köy kendisine uygun bir din icat etmek için kolları sıvamaya başladı. Bunu yaparken mevcut din anlayışı üzerinden dini kendi hakikatinden ve amacından koparacak yollara başvururken, bazıları da onu zamanın ve hayatın dışına taşıma teşebbüsünde bulundu.

    Hatta onu kurtuluşun reçetesi ve bir talebi olarak görenler terörize edildi ve din şiddetin, katliamın, öldürmenin ve yok etmenin aracı haline getirilerek itibarsızlaştırmaya çalışıldı.

    Peki, başarılı olundu mu?

    Evet, hem de haddinden fazla..

    Bunun için toplum mühendisliğine soyunmaya gerek yok!

    Soruyorum!

    Neden artık din denildiğinde zihinlerde tanrı tarafından sınırları belirlenmiş, insanların kurtuluşu dünya ve ahret adına mutluluk vadeden en ideal bir yaşam felsefesi gelmiyor?

    Neden artık din denilince, sığınılan bir alan değil de kaçınılan korkulan uzak durulan tehlike arz eden bir tehdit olarak görülüyor?

    Kuran dediğimizde neden yaratıcının bize sunduğu bir yaşam tarzı, bir başucu kitabı değil de teberrük edip kendisini en yükseğe çıkartırken, mesajını alaşağı edip ayaklar altına aldığımız bir ölü ya da mezarlık kitabı geliyor?

    Din eğitiminin bu kadar yaygın olduğu bir süreçte; bu kadar caminin, kuran kurslarının, din ağırlıklı eğitim kurumlarının niceliğinin arttığı bir ortamda; neden bizim inancımızda ve teslimiyetimizde azalma ve zayıflama oluyor?

    Bir asır evvel Kuran ayetleri ile dünyaya meydan okurken, bugün aynı din, iki milyara yakın mensubu ile neden gadre ve zillete uğradı?

    Neden din denilince akla hak hukuk adalet hoşgörü medeniyet insan hakları ilim bilim sanat uygarlık değil de; işgaller zulümler tecavüzler yoksulluk yolsuzluk giderek artan boşanmalar, ötekileştirmeler tahammülsüzlük ve ahlaksızlıklar geliyor?

    İslam evrensel bakış, bağımsız ve eleştirel düşünme yeteneği ister. Ezberi olan bir fikre körü körüne bağlı olan, taasubi geleneksel anlayışından ödün vermeye yanaşmayan, geleceği yorumlamaktan korkan, yaşadığı olumsuzlukların nedenini arama zahmetine girmeyip, neden-sonuç bağlamında muhakemesini yapmayanların bu dine verecek bir hiçbir şeyi kalmamıştır.

    Günümüz İslam dünyasında, hem bireysel hem de toplumsal boyutta kendi tarihi perspektifimizden okumalarımızı gerçekleştirip bu anlamda gardımızı almazsak korkarım ki bir zamanlar yokluğunda varlığını büyük bir özlem ve arayışla yakalamaya çalıştığımız din hakikati, uydurulmuş ve yozlaştırılmış kılıflar içerisinde insanlığa sunulmuş şu haliyle, bize yokluğunu hasret bıraktıracak hale dönüştürülmeye devam edecektir.

    Yazarın Diğer Köşe Yazıları
    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen