• VİDEO HABER- Kılıçarslan: Zengin topraklarımızda, petrol ve gaza rağmen aç kalmışız!

    VİDEO HABER- Kılıçarslan: Zengin topraklarımızda, petrol ve gaza rağmen aç kalmışız!
    VİDEO HABER- Kılıçarslan: Zengin topraklarımızda,  petrol ve gaza rağmen aç kalmışız!
    20.10.2019 Pazar

    4'üncü Âlimler Buluşması' başladı

     

    DİYARBAKIR - Diyarbakır’da başlayan 4’üncü Alimler Buluşmasında konuşan İttihadul Ulema Genel Başkanı Molla Enver Kılıçarslan, “Bugün küfür ehli bizi memleketimizden sürüyor. Onlar bizim topraklarımızda menfaat mücadelesi veriyorlar. Bizler de zengin topraklarımızda, petrol ve gaza rağmen kendi topraklarımızda aç kalmışız” dedi.
    Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) tarafından Türkiye, İran, Irak ve Suriye'deki âlimlerin katılımıyla gerçekleşen ''4'üncü Âlimler Buluşması" başladı.
    İTTİHADUL ULEMA'nın Diyarbakır'daki genel merkezinde 2 gün 4 oturum şeklinde gerçekleşecek buluşmaya; Türkiye, İran, Irak ve Suriye'den çok sayıda âlim, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Mehmet Emin Gülsever'in sunuculuğunu yaptığı program, Ömer Faruk Medeni'nin Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Program sinevizyon gösterimiyle  devam ediyor. Türkiye, Irak, İran ve Suriye başta olmak üzere birçok ülkeden âlimlerin katıldığı toplantı, dört oturum şeklinde yapılacak. Birinci gün ağırlıklı olarak medreseler, medreselerin ehemmiyeti, yapılması gerekenler ve geliştirilmesi ile ilgili ulemanın müzakereleri, tebliğleri, konuşmaları yer alacak. 2’nci günde ise toplumun ıslahında medreselerin, âlimlerin alacağı rol konusunda ne yapabileceği müzakere edilecek.
    “ZENGİN TOPRAKLARIMIZDA, PETROL VE GAZA RAĞMEN AÇ KALMIŞIZ”
    4’üncü Alimler Buluşmasında konuşan İTTİHADUL ULEMA Genel Başkanı Molla Enver Kılıçarslan, toplantının ümmetin vahdetine vesile olmasını temenni etti. Kılıçarslan, "Allah-u Teâlâ bizi, kendisini razı edelim ve halkımıza hizmet edelim diye yaratmıştır. Allah-u Teâla Kur'an-ı Kerim'de; 'izden hayra çağıran, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun.' diye buyuruyor. Peygamberimiz de bir hadiste şöyle buyuruyor; 'Sizler hayra çağırmaz, kötülükten alıkoymazsanız dualarınız kabul olmaz. Allah-u Teâla sizi zelil eder.' Bugün İslam âlemi tarihte olmadığı kadar zillet altındadır. İhtilaf altındadır. Dünyanın dört bir yanında İslam beldeleri işgal ediliyor. Müslümanlar hicret ediyorlar, onlara zulüm ediliyor. Bugün zillet altında olmamızın sebebi bizlerin Allah'ın kitabından uzak durmamızdır. Bizler namaz kılıyoruz ama cihadı ihmal ediyoruz. Ümmete karşı öncelikle âlimler sorumludur. Âlimler peygamberlerin varisleridir. Bugün âlimler herkesten önce bu halka karşı sorumludurlar” “Bugün bizler Allah'ın dinine yardım etmezsek Allah'ın yardımı tecelli etmez." diyen Kılıçarslan, "Malımızla, canımızla cihad etmezsek, dilimizle de karşı çıkmayıp sükut edersek dünyada zelil olduğumuz gibi ahirette de zelil oluruz. Bugün küfür ehli bizi memleketimizden sürüyor. Onlar bizim topraklarımızda menfaat mücadelesi veriyorlar. Bizler de zengin topraklarımızda, petrol ve gaza rağmen kendi topraklarımızda aç kalmışız. Bizim vazifemiz Allah'a ibadettir. Ki Allah'u Teala bizi bunun için göndermiştir. Bizler bu Kur'an'la Allah'ın huzuruna gideceğiz” İfadelerini kullandı.
    "TÜM SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ KUR'AN VE SÜNNETTEDİR"
    Programın açılış konuşmasını yapan İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Molla Abdulkuddüs Yalçın da buluşmanın 4'üncüsün düzenlemenin sevincini yaşadıklarını belirtti.
    İnsanların karşılaştığı tüm sorunların Müslümanların da sorunu olduğunu vurgulayan Yalçın, "Tüm sorunların çözümü Kur'an ve sünnettedir. Bunların çözümü yazılı değildir. Bunun için bir çaba gerekir. Başta âlimlerin sonrasında da çağın iyi bilinmesi lazımdır. Ciddi bir fikri çaba gerekir. Bugünün sorunlarına İslami çözüm bulunması için çağın insanının nasıl düşündüğünün iyi bilinmesi lazımdır. Başta gençler olmak üzere insanların sorunları eksiksiz bilinmelidir." dedi.
    "SORUNLARA ÇÖZÜM ARAYANLARI KUR'AN VE SÜNNETE YÖNELTELİM"
    Yalçın, "İslam âlemlerinin meseleyi iyi bilip çözüm bulması gerekir. Âlimler din hususunda ne kadar bilgili olursa olsun içinde bulunduğu çağın sorunlarını da bilmeli ki o sorunları halledebilsin. Maalesef medreselerimizin sorunlarından biri de burada ders veren âlimlerin asrın insanlarının ve gençlerin fikrinden uzak olmalarıdır. Diğer taraftan da okullardan mezun olanların asrı iyi bilmelerine rağmen din konusunda eksik kalıyorlar. Hal böyle iken İslami çözüm bulamıyorlar. Bu toplantılardan beklentimiz odur ki bu sorunları bilelim. Sorunlara çözüm arayanları Kur'an ve sünnete yöneltelim."
    "TOPLANTILARIMIZDA CİDDİ ÇÖZÜMLER ÜRETİLMİŞTİR"
    Bu buluşmalardan ciddi sonuçlar çıktığını söyleyen Yalçın, "Uzak memleketlerden gelen âlimler ümmetin sorunlarını kendilerine dert edinmiş âlimlerin buluşması büyük bir adımdır. İnkâr edilemez ki bu toplantılarımızda ciddi çözümler üretilmiştir. Ayrıca birbirinden uzak fikirlerin bir araya gelerek ortak bir görüş ortaya çıkıyor ve İslami bir çözüm ortaya çıkıyor” diye konuştu.
    "MÜSLÜMAN ALİMLERİN LİDERLİĞİNİ YAPTIĞI BİR TOPLUM ŞÜPHESİZ DAHA İLERİ GİDECEKTİR"
    Irak Kürdistan’ından İmam ve Hatip Molla İmad Guwani, “Âlimlerin Siyasi ve İçtimai Konulardaki İlkesel Duruşu ve Rehberliği” konulu konuşmasını yaptı. Siyonist işgalcilerin islam topraklarını işgal ettiği günümüzde âlimlerin ciddi bir çalışma yapması gerektiğini vurgulayan Guwani, "Müslüman âlimlerin siyasi, toplumsal olarak ciddi rolü vardır. Bu problemlerde ilk rolleri ıslah hareketinde bulunmalarıdır. Müslüman âlimlerin liderliğini yaptığı bir toplum şüphesiz daha ileri gidecektir. Bu problemlerin göz ardı edilmesi devletlerin ve milletlerin sonunu getirecektir. Zira resuller bunun için gönderilmiştir. Onlara selam olsun. Onların ilk görevi Müslümanları ya da kendi tebaalarını iman ve akide etrafında birleştirip birlik haline getirmektir. Bugün günümüzde toplumun kalkınması ciddi problem olarak karşımızda durmaktadır. Öncelik olarak Allah'ı bilmek, onun yarattığı her şeyi bütün düzeni bildikten sonra toplum, Allah'ın istediği şekle girecektir” dedi.
    "SİYASETTEN UZAK DURAN İNSAN MEDENİYETİMİZDEN UZAK DURAN İNSANDIR"
    Guwani, "İnsanların içinde bulunduğu hiçbir sorun yoktur ki çözümü Kur'an'da olmasın. Müminlerin ve Müslümanların, âlimlerin ciddi bir rolü vardır. Bu görevlerinden asla geri durmamaları gerekir. Hazreti Peygamberden sonra sahabeler kendi aralarında bir halife seçmişler ve kendi durumlarını sürdürmüşlerdir. Bu da müminlerin siyasette görev almalarıyla ilgili en önemli göstergedir. Alimler dini ve siyasi alanda belaları bertaraf edecek dinamiklerdir. Âlimlerimiz problemler karşısında kendi kültürlerine dönüp ders almaları gerekir. Bu noktada âlimlerin ilim almadan önce siyasi kültürümüzü bilip ona göre konumlanmaları gerekir. Allah rahmet etsin, Necmettin Erbakan'ın şu sözü önemlidir; 'Siyasetle ilgilenmeyen Müslümanların, Müslüman olmayan siyasetçilerle yönetilmeleri müstahaktır.' Allah, bize yerin yönetimini bize vermiştir. Siyasetten uzak duran insan medeniyetimizden uzak duran insandır. Müslümanların birlikteliği ve gelişmeyi sağlayan bir aktör olmaları gerekir. Ellerini bundan çekmeleri halinde büyük sorunlar olur” diye konuştu.
    XELEF: ALLAH-U TEÂLÂ BİZDEN HAYIRLI BİR ÜMMET OLMAMIZI İSTİYOR
    Ardından Akademisyen Dr. Abdurrezzak Xelef, “Vasat Düşünce ve Yüce Değerlerin Yerleştirilmesinde Alimlerin Rolü” konulu konuşmasını yaptı. İslam dininin, vasat yani "orta" bir yol olduğunu vurgulayan Xelef, "Dünyadaki tüm insanlar ancak Allah'a inanmakla başarılı olur. Çalışması Allah için olan insan, yürüyen Kur'an olan Peygamber gibi inandığı zaman, yürüyüp çalıştığı zaman başarılı olur. Allah'ın yarattığı bir topluluğun iyiliği Arap olmak veya Arapça konuşmaktan değildir. İyi olmak amel ve imanladır. Allah-u Teâlâ bizden hayırlı bir ümmet olmamızı istiyor. İyiliği emretmemizi, kötülükten alıkoymamızı istiyor." dedi.
    "HEM MÜSLÜMAN HEM KÜRT OLDUĞUMUZDAN DOLAYI DAHA FAZLA SORUNUMUZ VAR"
    Müslümanları birbirlerini düştüklerini belirten Xelef, "Hepimiz milletimizle, dilimizle ayrılığa düşüp birbirimizle sataşıyoruz. Peki, ulemanın rolü nedir? Kürtlerin, hem Müslüman hem de Kürt olduklarından dolayı daha fazla sorunları var. Müslümanlardan şikâyetçi olan Müslümanlar Kürtlerden de rahatsızdırlar. Hem Müslüman hem Kürt olduğumuzdan dolayı daha fazla sorunumuz var. Bazıları diyor ki Kürtler haindir? Aralarında hain de var, âlim de var, cahil de var. Tüm Kürtler kötü değildir. Şeyhlerimizin, Seydalarımızın çoğunun çocuğu –neuzubillah-  mülhittir. Bizler halkımıza yakın olmalıyız. Kur'an'ımıza yakın olmalıyız. Böylece çocuklarımız da bize inanır, bizi takip ederler. Eğer öyle olmazsak öncelikle çocuklarımız sonra da biz hüsrana uğrarız. Bizler öncelikle sınırları kalbimizde silmeliyiz. Kürtler Arapları, Araplar Kürtleri sevmelidir. Tüm Müslümanlar kardeştir. Kalbimizde sınırları silmeliyiz ki ümmetimize, halkımıza faydalı olabilelim”
    "HAZRETİ PEYGAMBERİN KIYAMET GÜNÜ MÜJDELEDİĞİ KİŞİLERDEN BİRİ DE GENÇLERDİR"
    İkinci oturum öncesinde Mele Reşit Taha Osman, Dr. Esedullah Mecit, Irak Merkezi Hükümet eski Milletvekili Gazi Heme birer kısa konuşma yaptı. Moderatörlüğünü Dr. Namık Muhammed İsmail’in yaptığı panelin ikinci oturumunda Suriye Kürdistan’ı âlimlerinden Şeyh Muhammed Zahid Haznewi, “Günümüz Toplumunda Gençliğin Yozlaşmasına Karşı Medrese ve Ulemanın Sorumluluğu” konulu bir konuşma yaptı. Gençlerin yaşamda ve Allah'ın dinine çağırmada  büyük bir etkisinin olduğunu söyleyen Haznewi, "Allah onlara enerji vermiştir ki bu ihtiyarlarda yoktur. Gençlik insanın en güçlü olduğu merhaledir. Gençlik iki zayıflığın arasındaki en güçlü zamandır. Gençlerin de ciddi bir sorumluluğu vardır. Kur'an'da gençlerin rolü açıkça ifade edilmiştir. İbrahim aleyhisselam bütün putları kırıp baltasını büyük putun boynuna asmıştı. Yine Kur'an'da adı geçen gençlerden Hazreti İsmail, babasına karşı bunu göstermişti. Babası onu kesmek istediğinde buna uymuştu. Yine Kur'an'da adı geçen diğer bir genç Hazreti Yusuf'tur. Melikin karısı ondan murat almak istemişti. Hazreti Yusuf genç olmasına rağmen bundan imtina etmişti. Genç, bekâr bir erkek olarak bizlere örnek olmuştur. Aynı durumda bugünün gençleri olsaydı ne olurdu? Yine Hazreti Peygamberin kıyamet günü müjdelediği kişilerden biri de gençlerdir." dedi.
    "GENÇLERE SAHİP ÇIKILMAMASI HALİNDE KAYBEDECEK OLAN BİZLERİZ VE ÜMMETİN VARLIĞIDIR"
    Asr-ı saadet gençlerinin geceleri ibadetle, gündüzleri Allah yolunda mücadeleyle yaşadıklarını belirten Haznewi, "Onlar Hazreti Muhammed'in üniversitesinden mezun olup dünyaya yayıldılar. Bu gençler marifetle büyüdükleri zaman toplumu ileri götüreceklerdir, aksi halde fitne ve fesadın sebebi olurlar. Allah'ın inayeti olmazsa, gençlere dikkat edilmezse Müslümanların ve ümmetin gidişatı kötüye gidecektir. Gençleri korumamız gerektiği hususu dikkat etmemiz gereken en önemli unsurdur. Bugün fikri laiklerce saldırıya uğruyoruz. Gençlerimize dikkat edip onları değişime karşı tutmamız gerekir. Gençleri sosyal iletişim ağlarından korumamız ve ıslah etmemiz lazım. Bu iletişim çağında uzaklar yakın oldu. Ama bu yakınlık herhangi bir fayda ifade etmemekte. Zira bu çağın ahlakı ve kişilikleri değişmekte ve gençlerin ciddi bir oranı bu noktada devamlılığı sağlayamamakta. İslam ümmetine karşı olan fikri taarruzlara teslim olup maalesef zayıf düşüyorlar. Bu noktada gençlere olan sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Hepimiz biliyoruz ki dinimiz her türlü bozulmadan korumamızı istemiştir. Allah, Kur'an'da, 'Bu Kur'an koruyucudur' buyurmaktadır. Zira bu baskın ve değişimlere maruz kalan gençlere sahip çıkılmaması halinde kaybedecek olan bizleriz ve ümmetin varlığıdır. Ümmetin mevcudatı sıkıntıda olup ümmetin değerlerini yıkıma uğratabilir. Âlimlerimizin bu noktada fikirsel taarruzlara karşı gençleri koruması, insani ve İslami değerlere geri dönmesi ve bunu sağlaması gerekir. Toplumsal ve dini rollerini gerçekleştirmeleri gerekir. Bu noktada gençlerin psikolojik ve sosyal olarak toplumda bir yer bulması gerekir." diye konuştu.
    "ÂLİMLERİN İNSANİ GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMESİ HALİNDE İNSANLARI CEHALETTEN AYDINLIĞA ÇIKARACAKLARDIR"
    Âlimlerin, gençlere basiretli bir bakış açısı gösterip onlara doğru bir eğitimin gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Haznewi, "Ümmetin her statüsüne bunu ifade etmemiz gerekir. Âlimlerin insani görevlerini yerine getirmesi halinde insanları karanlıktan aydınlığa, cehaletten aydınlığa çıkaracaklardır. Bu görev her görevden öte yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Geleceklerini düzenlemek adına okullar ve medreseler önemli rol oynamaktadır. İnsan kiminle birlikte olursa ona benzer. Şunu unutmamamız gerekir ki Hazreti Peygamber sadece faydalı olan şeylerle meşgul olunması gerektiğiyle ilgili bizleri uyarmaktadır. Bu noktada boş vaktin de iyi bir şekilde kontrol edilmesi lazımdır. Burada alimler İslam gençlerine sadakati, imanı, hakkaniyeti göstermeli ki değerleri ve faziletleri öğrensinler. Her türlü despot ve zor insanlardan, küfür ve batıla karşı mücadeleyi doğru yapmak için bu zorunludur. Çocuklarımıza imanı ve Allah'ın kitabını öğretmemiz gerekir. Hazreti Peygamberin sünnetini de öğretmeliyiz. Böyle yapılmaması durumunda toplum çöküşe gider ve bunun telafisi de yoktur. Gençleri korumak, onları himaye etmek önemli bir noktadır. Bu onları fikirsel, ruhi hastalıklardan korumak anlamına gelir." ifadelerini kullandı.
    Haznewi'nin ardından Komela İslami Alimler Birliği Başkanı Molla Mahmud Azadi, “Toplumsal Barışın Tesisinde Şer’i Medreseler ve Ulema’nın Rolü” konulu konuşmasını yaptı. (İLKHA)

     

     

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen