• UNUTULMAYAN DEĞERLERİMİZDEN CELAL SEVİMLİ

    UNUTULMAYAN DEĞERLERİMİZDEN CELAL SEVİMLİ
    UNUTULMAYAN DEĞERLERİMİZDEN     CELAL SEVİMLİ
    31.12.2018 Pazartesi

     

     

    Ne mutlu bana böylesi bir değeri tanıma fırsatı bularak, bu hafta sizlerle Serçe’nin köşesinde buluşturmak şahsım adına çok güzel bir duygu.

    Merhum babamın bu fani dünya da erkek kardeşi olmadı. Bu duyguyu ona kardeşi kadar yakın dostu arkadaşı sırdaşı Merhum Celal Sevimli yaşattı. Onların kardeşliği dostluğu arkadaşlığı çok kıymetliydi ve farklıydı. Kader onları çok küçük yaşlarda karşılaştırdı. 1929 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Celal Sevimli 2 yaşında geçirdiği ateşli hastalık yüzünden sevgili babam gibi görme yeteneğini kaybeder. Sevimli ailesi Diyarbekir’in ileri gelen ailelerinden olup oğullarının eğitimi için küçük yaşta kuran dersleri aldılar. Ulu Camide müezzinlik, Lala Bey, Sin Camilerinde de Kuran Kursu Öğretmenliği yapmıştır.

    Çocuk yaşlarda merhum babam Tarık Çıkıntaş ile Kuran dersleri alan ve çok iyi dost olan bu iki güzel insanın yolu Diyarbekir Celal Güzelses Musiki Cemiyeti’nde de birleşir. Okudukları Mevlid-i Şerif ile insanlara duygu dolu anlar yaşatan bu iki güzel insanın güzel sesleri Sur içindeki bazalt taşlı evlerin avlularını çınlatır, dost meclislerinde cümbüş ve darbukanın ustası olarak sanatlarını ziyadesiyle icra ederlerdi.

    TRT repertuarında birçok eseri bulunan Celal Sevimli Suzan Suzi türküsü ile gönüllerimizde taht kurmuştur. Otoriter bir aile babası olup gür sesi ile konuştuğu zaman etrafında bulunan insanları etkilemeyi başaran kültürlü saygıdeğer bir insandı. Bu otoritesi ile Kuran kursu hocalığı döneminde öğrencisi olan benim önceki yazılarımda yazdığım merhum görme özürlü İzzettin Dinçer’in bir anısını gazetemiz yazarlarından Mevlüt Mergen şöyle anlatır:

    “İzzet benim çok yakın arkadaşımdır. Kuran dersleri aldıkları Lalebey Camii’nde onun dersinin bitmesini bekler, birlikte ders sonrası Dağkapı’da dolaşırken hocası Celal Sevimli’nin karşıdan geldiğini ona ilettiğimde bana “Hemen yan sokağa sapalım” demişti. Bende kendisine “İkinizde birbirinizi görmüyorsunuz. Niçin yan sokağa sapalım?” diye sorduğumda rahmetli İzzettin Dinçer bana şu cevabı vermişti, “Hocam beni ayak seslerimden bile tanır” Hocasına saygısı nedeniyle yolunu değiştiren İzzettin Dinçer’ saygıyla ve sevgiyle anıyoruz. Bu denli saygı ve hürmetin yaşandığı o yıllar gerçekten çok kıymetliymiş. Diyarbekir’de Ulu Cami hayranı olan ve bu caminin gelenek ve göreneklerinin sürdürülmesini gönülden isteyen Celal Sevimli Cuma namazlarından önce kürsüde vaizin konuşmasının hemen akabinde merhum babam Tarık Çıkıntaş ile sesleriyle tek ses olarak güzel sedaları ile Hazreti Peygambere (s.a.v.) salavat-ı şerif ile doldururlarmış. Henüz çocuk yaşlarda başlayan Sur içindeki dostlukları, Sur dışına çıkma eğiliminde olan Diyarbekirli bu iki insanı aynı sokakta komşu olarak buluşturdu. Üç bina ilerimizde Aliemri 5 sokak Murat Apartmanı son katta oturan Celal Sevimli ile babamın arkadaşlığı 1979 yılının Mayıs ayında babamı kaybedene dek sürdü. Onu her ziyaret edişimde veya yolda karşılaştığımda elini öperek hatır sorduğumda gözlerim dolar ve rahmetli babacığımın kokusunu alırdım. Bu iki güzel insanın kendilerine has olan bir özelliği de ceplerinde sürekli badem bulundurdukları ve tek tek yemeleri olup, yanında bulunan insanlara bir tane tek badem verdikleri, sevdikleri insanlara ise 3 adet badem ikram ettikleri ise güzel anılar arasında.

    21 Temmuz 1988 yılında hepatit (sarılık) virüsü teşhisi konulan Celal Sevimli 5 Ekim 1988 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. 3 kızı 2 oğlu olan Celal Sevimli’yi sevgiyle ve rahmetle anıyorum…

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen