• Nedim Özgüvercin:Diyarbakır’da fotoğraf çekerken yaşadığım heyecan apayrıdır…

    Nedim Özgüvercin:Diyarbakır’da fotoğraf çekerken yaşadığım heyecan apayrıdır…
    Nedim Özgüvercin:Diyarbakır’da fotoğraf  çekerken yaşadığım heyecan apayrıdır…
    16.04.2018 Pazartesi

    Süleyman AYDIN – ÖZEL RÖPORTAJ

     

    DİYARBAKIR - Pazartesi sohbetlerinin bu haftaki konuğu, ünlü fotoğraf sanatçısı Nedim Özgüvercin oldu. Biz ona “fotoğraf çekmek nedir?” Diye sorduk, Özgüvercin, “Çocukluktan beri en büyük hayalim” diye cevapladı ve ilk fotoğraf makinesini almak için terzi çırağı olarak çalışma hikayesini samimiyetiyle paylaştı. “Nerelerde fotoğraf çektiniz?” sorusuna ise bir iç çekip şöyle cevapladı: “Diyarbakır, ilçeler, köyler ve sonra tüm Türkiye ve dahasında yabancı ülkelere de giderek çekim yaptım. Rusya, Fransa, Almanya, Avusturya, Yunanistan, Azerbaycan, Kamboçya, Vietnam'ı dahil edebiliriz. Fakat Türkiye ve bölgemiz çekim yapma konusunda coştuğum yerdir. Ama özelde Diyarbakır’da fotoğraf çekerken yaşadığım heyecan apayrıdır” dedi. Samimi sohbette Nedim Özgüvercin,  bilinen, bilinmeyen tüm yönlerini, yaşam hikayesini ve tabiî ki çok sevdiği fotoğraflarının hikayesini Özgür Haber ile paylaştı.

     

     

    1961 ŞANLIURFA SİVEREKLİ

    Özgür Haber: Hocam sizi tanıyabilir miyiz?

    Nedim Özgüvercin: Ben Nedim Özgüvercin. 1961 Şanlı Urfa'nın Siverek ilçesinde dünyaya geldim. Lise dönemimden itibaren fotoğrafçılığa merak saldım ve uğraştım. O andan sonra kendimi geliştirdim. DİFAK yani, Diyarbakır Fotoğraf Amatörleri Derneği'nin düzenlediği kurslara katılarak, ustaca fotoğraf çekme tekniklerini öğrendim. İlk sergimi dernek ile beraber ''Dört Mevsim Fotoğraf'' adlı bir sergi açtık. Anılan sergiye az sayıda eserimle katkı sundum ancak, sonrasında Diyarbakır'da bulunan bir alışveriş merkezinde, Suriçi'nde müzede ve Dicle Üniversitesi'nde tek başıma sergi açtım. Özellikle Diyarbakır kırsalı olmak üzere, merkez ve tüm ilçelerde, ülkemiz genelinde ve yurt dışında da fotoğraf çektim ve çekmeye devam ediyorum. Asıl amacım Diyarbakır'ın tarihi dokusunu, mesire alanlarını ve güzelliklerini tanıtmaya katkı sunmaktır. Vefa borcumu ödemek babında, kendi çabamla bu şehrin tanıtımı noktasında görevimi yerine getirmek istiyorum.

     

    “ÇOCUKLUKTAN BERİ HAYALİM FOTOĞRAF ÇEKMEKTİ”

    Özgür Haber: Hocam bir bilim adamı olarak, sosyal biri olarak bir yoğunluğunuz var. Açıkçası bu sevginizin, karakterinizin, yeteneğinizin nereden ve nasıl geldiğini merak ediyoruz. O yüzden size bir kaç sorumuz olacak. Bağ kurmak amacıyla şöyle bir sorudan başlamak istiyorum: Bize çocukluğunuzu anlatır mısınız?

    Nedim Özgüvercin: Çocukluğum; şimdi olduğu gibi doğayla geçti. Siverek'te geçen çocukluğumda hem çalıştım hem doğadan kopmamak adına aktıvitelerden geri kalmadım. Çocukluktan beri hayalim fotoğraf çekmekti. Ve özellikle çocukluktaki en büyük arzum, fotoğraf makinesi sahibi olmaktı. İnsanların hayalini süsleyen araba, ev varken benim ise yegane hayalim, dünyam fotoğraf makinesi idi.

     

    “TERZİ ÇIRAĞI OLARAK ÇALIŞIP ALDIĞIM İLK PARA İLE FOTOĞRAF MAKİNESİ ALDIM”

    Özgür Haber: Hayalinizi gerçekleştirdiğiniz yani, fotoğraf makinesini aldığınız ilk gününüzü hatırlıyor musunuz?

    Nedim Özgüvercin: İlk fotoğraf makinemi Sağlık Koleji'ne giderken almıştım. Lumiter marka, siyah beyaz çekim yapıyordu. Aldığım zaman, dünyalar benim olmuştu. Hayalim gerçekleşmişti. Onunla okulda amatörce fotoğraf çekiyordum. İlk deklanşöre basışım 21 Mart' a Sağlık Koleji'nde olmuştu. 12 Mart Ağaç Bayramı diye ilan edilen günde; Kolordu Komutanı Kemal Yamak'ın da gelmesi ile birlikte olmuştu. Folklor ekibininde gösteri yaptığı bir zaman da ilk fotoğrafı çekmiştim. Çok güzel bir anı olarak hala belleğimde duruyor. O fotoğrafı hala da saklıyorum.

    Özgür Haber: Fotoğraf makinesi alacak parayı nereden buldunuz?

    Nedim Özgüvercin: Sağlık Koleji'ne gittiğim dönemlerde hem okuyor, hem de çalışıyordum. Suriçi'nde Nilgün Sineması'nın yanında Eğri Sokak vardı, Merkez Bankası'nın hemen arkasında. Orada bir terzinin yanında çalışıyordum. Çoğunlukla Süryani ustaların olduğu terzilerden birinde çalışarak aldığım haftalığımla ilk fotoğraf makinesine kavuşuyordum.

    Özgür Haber: Hocam hem üniversitede çalışıyorsunuz, hem dağcılık faaliyetlerine katılıyorsunuz, hem hakemsiniz, hem fotoğraf çekiyorsunuz; geriye arta zaman kalıyor mu? Ailenizle hangi ara vakit geçirebiliyorsunuz?

    Nedim Özgüvercin: Aileme de zaman ayırıyorum tabii ki. Doğa ile hemhal oluyorum, dağcılık, fotoğraf çekme, hakemlik ve ayrıca tüple dalışı da eklersek; bunların getirdiği enerji ile zamanı iyi değerlendirebiliyorum. Yani, enerjik bir hızla her şeyi ivedilikle yapıyor ve geriye ailem için zaman da elde edebiliyorum.

     

    “SIRTIMDA 40 KİLOĞRAM YÜKLE 4 SAAT YÜRÜYEBİLİYORUM”

    Özgür Haber: Hocam demin sizinle yürürken çok hızlı yürüdüğünüz dikkatimden kaçmadı. Uğraşlarınıza baktığımda eğer çok atik olmazsanız, bu kadar şeyi bir arada götüremeyeceğinizi düşünüyorum. Bu konuda merakımı gidermenizi istirham ediyorum ama üniversite döneminizi de anlatmanızı isteyebilir miyiz?

    Nedim Özgüvercin: Üniversite dönemim de aynı hareketlilikte idi. Voleybol oynardım, futbol, aynı zamanda masa tenisi de uğraşlarım arasındaydı. Enerjik, hareketliliğin başlangıcı veya belli bir evrede gelişmeler arasında bunlar da vardı. Üniversite yıllarında fazlası ile spor beraberinde hızlıca ve bir kaç hobiyi başarabilmenin pratiğinden geldi. Çevik olunca her şey hal oluyor her duruma yetiyorsunuz. Dağcılık aktivitelerinde sırtımda 40 kilogram yük ile dört saat yürüyebiliyor, tırmanabiliyorum.

     

    “SERGİLİME AMACIM TANITMAK TANITTIRMAK”

    Özgür Haber: En güzel resmi çektiğinizde eminim kafanızda tasarlama eylemi vardır. Mesela; yazarlar şairler bir eser vücuda gelirken ilhamın gelmesini bekliyorlar. Siz, en iyi kareyi çekebilmek için ilham mı alıyorsunuz, ya da kurguluyorsunuz?

    Nedim Özgüvercin: Her şeyden önce, fotoğraf çekmeyi kurguluyorum. Tabii, o anı yakalamak da çok önemlidir. Bazen öyle bir enstantane yakalıyorsun ki, o gün, o ay yakalayabilidiğinizin en iyisi oluyor. Hatta belki de sanatınızın en iyisini yakalamış oluyorsunuz. Güzel fotoğrafı ölümsüzleştirdiğinizde aldığınız hazzın tarifi mümkün değil. Sonra ilham alıyorsunuz ve sergi açıyorsunuz. Sergide insanlar bana gelip, satmıyor musunuz, diye soruyorlar. Satmayı düşünmediğimi söyleyince, hayretle karşılıyorlar. Sergilemenin amacını soruyorlar. Tanıtmak ve tanıtmaya katkıda bulunmanın daha önemli olduğunu iletiyorum. İnsanlar sergiye gelip görünce haz alıyorum.

     

    “FOTOĞRAFLARI SEVDİĞİM İNSANLARA HEDİYE EDİYORUM”

    Özgür Haber: Hocam ben de böyle bir soru soracaktım: Hocam fotoğraf çekerken kaybettiğiniz zaman, sergi açmak için tab ettiğiniz fotoğraflar, çekmek için yaptığınız masraflar vesair giderlerinizi nasıl karşılıyorsunuz? Külfeti ağır olmalı? Fotoğraf çekme gayeniz ekonomik kazanç değil; az önceki cevapta ortaya çıktı. İşin üstesinden gelebiliyor musunuz?

    Nedim Özgüvercin: Tabii hayatımı idame etmek üzere yaptığım bir iş ve çalıştığım kurumdan aldığım bir maaş vardır. Sergilerde kullandığım ve fotoğraf çekmek üzere gittiğim yerlere ulaşabilmek için harcadığım para mevzusuna gelince... En azından tab etme maliyetlerini bildiğimi için, herkesin ödediği ücretin yarısını ödeyerek hizmeti satın alıyorum. Sergide sergilediğim fotoğrafları sevdiğim insanlara hediye ediyorum. Odalarında veya iş yerlerinde asılı olduğunu gördüğümde hoşuma gidiyor. Mesela; Yenişehir Kaymakamımız ve Belediye Başkanımız Serdar Kartal Bey'e Kral Kızı'nda bulunan kümbetin fotoğrafını hediye etmiştim. Bizzat kendisinin beğendiği fotoğrafı hediye etmekten memnuniyet duydum. Manevi olarak mutluluk vericidir. Maddi olarak beklentim yoktur zaten. 

     

    “DOĞAYI KADRAJA ALMAK BENİ MEMNUN EDİYOR”

    Özgür Haber: Hocam bilgisayarınızın ekranından slayt olarak geçenlere bakıyorum da tamamı obje olarak doğadır. Neden doğa?..

     Nedim Özgüvercin: Bir kere doğa bize emanet olarak verilen Allah'ın lütfudur. Bizim de bizden sonraki nesle gerektiği gibi, bırakmamız gereklidir. O yüzden gözümüz gibi, bakmamızın ötesinde bir de ölümsüzleştirme babında fotoğraflıyorum. En güzel kareleri yakalıyorum. Tabii özellikle doğa. Başka nesnelerin de çekimini iyi yapabiliyorum ama, dağcılık konusundaki meşguliyetimizin getirdiği şansa binaen doğayı kadraja almak beni memnun ediyor. Dağın en tepesinde gördüğüm manzarayı ele almamak imkansızdır.

     

    “AİLEMDE BUNU KABULLENMİŞ”

    Özgür Haber: Yavaş yavaş ailenize doğru gelmek istiyorum. Nasıl bir aileye sahipsiniz? Bir ailenin reisi olan siz, kendinizle ilgili ne dersiniz? Kaç çocuğunuz vardır ve ailenizle baş başa kaldığınızda günleriniz nasıl geçiyor?

    Nedim Özgüvercin: Dışarıda güzel geçiyor ama evdekilere sorarsanız; onlar da babalarının hayatının hep dışarıda geçtiğini söylerler. Hep aktivite ve hep fotoğraf çekmek bende dayanılmaz tutku olmuş. Ailem de bunu kabullenmiş. İki çocuğum vardır. Biri Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi, diğeri bu sene sınava hazırlanıyor. Fırsat buldukça onlarla beraber vakit geçiriyorum. Hatta bu konuda çok verimli olayım diye, bana moral ve motivasyonda destek oluyorlar.

     

    “DÜNYANIN BİRÇOK YERİNDE FOTOĞRAF ÇEKTİM ANCAK DİYARBAKIR APAYRI”

    Özgür Haber: Galiba sizi fotoğraflardan koparmayacağız. Aileyi, etkinlikleri, işi, sosyalliği soruyoruz; karşımıza fotoğraf çıkıyor. Hakikaten doğaya ve fotoğraf çekmeye aşık bir hocamız var; karşımızda. Şimdiye kadar kaç ile kaç bölgeye gittiniz? Türkiye dışına da çıktınız mı? Bir fotoğraf sanatçısı gözüyle bize anlatır mısınız? En azından objektifsel gözle en güzel bölge ve ülke neresidir?

    Nedim Özgüvercin: Fotoğraf çekme sıralamasına göre; Diyarbakır, ilçeler, köyler ve sonra tüm Türkiye ve dahasında yabancı ülkelere de giderek çekim yaptım. Rusya, Fransa, Almanya, Avusturya, Yunanistan, Azerbaycan, Kamboçya, Vietnam'ı dahil edebiliriz fakat Türkiye ve bölgemiz çekim yapma konusunda coştuğum yerdir. Ama özelde Diyarbakır'da fotoğraf çekerken yaşadığım heyecan apayrıdır. Türkiye geneli için de aynı heyecan mevcuttur bende diyebilirim. Ez cümle bölgemizi hiç tartışma konusu yapmam.

     

    “O ANI YAKALAMAK ÖNEMLİ”

    Özgür Haber: Hocam hala slayt olarak çektikleriniz gözüme çarpıyor. Kulağım sizde ama gözüm bilgisayarınızın ekranında. Kamp yerinde insanlar yemek yaparken, çay içerken, muhabbet etmekle meşgulken sizin oradaki vazifeniz fotoğraf. Ben böyle görüyorum. Bunu nasıl açıklarsınız?

    Nedim Özgüvercin: Dedim ya o anı yakalamak önemli. Gezdiğiniz zaman o kareleri yakalayabiliyorsunuz. Beraber kampa gittiğimiz arkadaşlar aynı zamanda fotoğraf gurubudur. Geziyoruz, spor yapıyoruz, o ara temel ihtiyaçlarımızı yerine getiriyoruz ve ölümsüzleştiriyoruz. Ve böyle bir görsellik meydana gelince; elimizin önüne gelince, itmek yerine ölümsüzleştiriyoruz.

     

    “DİYARBAKIR İLE İSTANBUL'U KIYASLAYABİLİRİM”

    Özgür Haber: Kadraja alabilecek en iyi enstantaneyi yakalayabilecek yetenekte olan biri gözüyle; Diyarbakır ile başka bir bölgeyi veya ili kıyasladığınızda doğal güzellik ve tarihi açıdan, karşımıza nasıl bir cevap çıkar?

    Nedim Özgüvercin: Diyarbakır ile İstanbul'u kıyaslayabilirim. Tabii İstanbul kayıtsız şartsız bir fotoğraf stüdyosudur. İstanbul ülkemizin bir ilidir ama aslında bir ülke gibidir. İstanbul'da çok güzel fotoğraflar çektim ve çekiyorum. Bizim orada Anadolu Gezginleri Kulübümüz vardır. Bazen gece fotoğrafçılığı kategorisinde sokaklara çıkıp, sabaha kadar fotoğraf çekiyoruz.  İstanbul muhteşem bir doğaya ve tarihi mekânlara sahiptir. Diyarbakır'ın da yüzölçümü ölçeğine göre değerlendirirseniz ondan geri kalır tarafı yoktur.

     

    “BENİM İÇİN MUTLULUĞUN RESMİ O İDİ”

    Özgür Haber: Hocam biliyorsunuz Nazım Hikmet Ressam Abidin Dino'ya bana mutluluğun resmini çizebilir misin, diye bir soru yansımalı şiir var. Ben de telif hakkını Nazım Hikmet'e teslim ederek ve soruyu şöyle değiştirerek sormak istiyorum: Mutluluğun resmini çekebilir misiniz?

    Nedim Özgüvercin: Tabii ki, çektim. Mesela sergide de teşhir ettiğim bir fotoğraf vardı. İki çocuk bizim Diyarbakır'da yetişen kara hübür dediğimiz karadutları yerken yaşadıkları mutluluğu çektim. O anı yaşamak ve görmek lazım. Benim için mutluluğun resmi o idi.

     

    “BİR KOLTUĞA BİR KAÇ KARPUZ SIĞDIRMAK ZARURİDİR”

    Özgür Haber: Hocam röportaj yaptığım insanların hepsi de birbirinden değerli ve yoğun. Dolayısı ile bu soru birçok röportajda karşımıza çıkıyor: Bir koltuğa bir kaç karpuz sığdırmak nasıl bir şey? Ailenizle ilgileniyorsunuz, fotoğraf çekiyorsunuz, dağcılık yapıyorsunuz, hakemsiniz, üniversite de bilimle uğraşıyorsunuz. Bunun dışında ne gibi maharetleriniz var?

    Nedim Özgüvercin: Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak ve kentimizi, ülkemizi bu vesile ile tanıtmak kazanımdır. Bir koltuğa bir kaç karpuz sığdırmak zaruridir. Bizim bir de ortak dil olarak kullandığımız fotoğraf dili ne eklersek bu yönü ile de faydası oluyor. Yani, bizde olan ortak dil argümanı ile rahatlıkla anlaşabiliyoruz.

     

    “MUTLU İKEN EN GÜZEL KAREYİ YAKALIYORSUNUZ”

    Özgür Haber: Biz şairler hüzünlü iken boynu bükük şiir, mutlu iken de ruh halimize denk şiirler yazabiliyoruz. Acaba siz, hangi atmosferde ve ambiansta güzel fotoğraflar çekebiliyorsunuz. Mutsuzluğunuz çektiğiniz karelere yansıyor mu?

    Nedim Özgüvercin: Mutlu iken en güzel kareyi yakalıyorsunuz. Muhteşem bir doğayı görüp mutsuz olamazsınız. Mutluluk deklanşöre basmayı tetikliyor. Mutlu olunca daha çok verimli oluyor, daha çok geziyorsunuz. Mululuk en güzel fotoğrafın çekileceği andır.

     

    “PROFESYONELCE FOTOĞRAF ÇEKMEK İSTEYENLERİN EĞİTİM ALMASI ŞARTTIR”

    Özgür Haber: Fotoğraf çekenlere ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

    Nedim Özgüvercin: Fotoğraf çekmek isteyenlerin ve profesyonelce yapmak isteyenlerin eğitim alması şarttır. Çünkü fotoğraf çekerken bakış açınız değişebiliyor. Kullanacağınız ekipmanları tanıyor ve işi en iyi yapabilmeyi başarıyorsunuz. Mutlaka ustalardan eğitim almaları gerekir. Bunu sonrasında da bol bol pratik yaparak, fotoğraf çekerek kendilerini geliştirebiliyorlar. Eğitimden sonra çekim yaparak yanlıları bitirebilirler. Burada ikamet edenlere şunu söyleyebilirim: Diyarbakır çıraklıktan ustalığa geçişte güzel bir stüdyodur. Surlar, Ulu Cami, Cemil Paşa Konağı, Hasan Paşa Hanı, Fatih Paşa Mahallesi güzel karelerin çekilebileceği yerlerdir. Hevsel Bahçeleri doğal fotoğraf çekimi için nimettir. Tavsiyem şudur: Daha çok deklanşöre basmak.

     

    “SURİÇİ'NDE MÜKEMMEL FOTOĞRAFLAR ÇEKTİLER”

    Özgür Haber: Kültürlerin kalbi olan Diyarbakır'da layıkıyla kültürel etkinlikler konusunda yapılıyor ve sahip çıkılıyor mu? Bir fotoğraf sanatçısı olarak siz şöyle diyebilir misiniz? Fotoğrafçılık ve doğa aktiviteleri konusunda sahip çıkılıyor ve yeterince ilgileniliyor.

     Nedim Özgüvercin: Sahip çıkılmıyor tabii ki. Diyarbakır'ın tanıtılması konusunda bir sürü eksiği vardır halende. Bu minvalde yöneticilere büyük görevler düşmektedir. Bu tür faaliyetler için davet etmeleri ve program düzenlemeleri lazım. Dışarıdan gelip bizi ve kentimizi tanıdıktan sonra aslında bakışlarının tam tersine değiştiğini söylüyorlar. Olumsuz düşünceleri olumluya dönüşüyor. Anadolu Gezginleri Kulübümüzün üyeleri beni batıya davet edip misafir ettiler. Ben de kendilerini Diyarbakır'a davet edip misafir ettim. Çatışmalardan önce Suriçi'nde mükemmel fotoğraflar çektiler. İstanbul'a gittiklerinde gördükleri Diyarbakır'ın anlatılanların tam tersi olduğunu belirtmişler. Ve burayı anlata anlata bitirememişler. Bireysel davetlerden ziyade öyle gurupları yöneticilerimizin davet etmeleri daha etkili olacaktır. Bu konuda birey olarak bizim de üzerimize düşeni yapmamız gereklidir.

     

    “20 BİN ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFIM VAR”

    Özgür Haber: Şimdiye dek çektiğiniz fotoğrafların çetelesini tuttunuz mu acaba? Elinizde kaç fotoğrafınız vardır?

    Nedim Özgüvercin: Kendi tabirimle hazinem diyeyim; şu ana dek 20 bin çekilmiş fotoğrafım var. 1600 GB hafızayı dolduracak kadar birikime sahibim. Her anı, her yeri her zaman, bol bol çekiyorum. Söz misal; 100 fotoğrafta ancak iki tanesini fire vermem de büyük başarıdır.

     

    “HER FOTOĞRAFIN BİR HİKÂYESİ VARDIR”

    Özgür Haber: Fotoğraf sanatçıları ile konuştuğumda şöyle bir konuya daima beliriyor: Mesela; aynı kareden on fotoğraf çekmiş iseler, dokuzunu silip, birini saklıyorlar. Orijinal bir tane kalınca eşsiz oluyor, diyorlar. Katılıyor musunuz?

    Nedim Özgüvercin: Katılmıyorum. Her fotoğrafın bir hikâyesi vardır. Eliyorum ama, o fotoğraftan en az on tanesinin olması gerekir. Ana konunun önünü, arkasını da görselleştirmiş oluyorsunuz. Diyelim ki, o fotoğrafı ben beğendim, bakan arkadaş diğerini beğeniyor. O fotoğrafı arşive kaldırıp saklıyorum.

     

    “FOTOĞRAFLARIMI MÜZEYE VAKFA BAĞIŞLAMAK İSTERİM”

    Özgür Haber: Hocam Allah uzun ömür versin; bu hazinenizin sizden sonrasında nasıl değerlendirilmesini istersiniz?

    Nedim Özgüvercin: Büyük özveri ile çektiğim fotoğraflarım maalesef benimle gelmeyeceğine göre; Diyarbakır’ın gelecek kuşaklara aktarılmasında, tanıtılmasında bir müzeye ve bir vakfa bağışlamak isterim.

     

    NEDİMO’NUN HİKAYESİ

    Özgür Haber: Fotoğraflarınızda ''Nedimo'' imza ya da mahlasınız dikkatimi çekti. Hikayesi nedir?

    Nedim Özgüvercin: İsmim ve soyadımın baş harfini çağrıştıran bir isim olsun dedim. Biraz ilginç olması da ortada. Dolayısı ile ilginç olmasaydı siz bu soruyu sormazdınız. Dikkat çekmezdi.

     

    İNSANLAR HABERDAR OLSUNLAR

    Özgür Haber: Biz gazetecilere eşlik eden foto muhabirlerimiz vardır biliyorsunuz. Eğitim almış mı, almamış mı önemli değil ama, bir sanatçı gözüyle tavsiyeniz nelerdir.

    Nedim Özgüvercin: Her insanda gizli bir yetenek vardır. Bazen bakıyorum da arkadaşlarımızın arşivlerinde çok güzel fotoğraflar vardır. Mesela ben sergi açtığım için haberdar oluyorlar. Çektiklerinizi sunmanız da önemlidir, insanlar haberdar olsunlar diye.

     

    “ULU CAMİ, HEVSEL, SURLAR BİR NİMETTİR”

    Özgür Haber: Son olarak, bir fotoğraf sanatçısı olarak; Diyarbakır ve hemşehrilerimiz için neler söylersiniz?

     Nedim Özgüvercin: Daha önce de size belirtmiştim. Ulu Cami' de 6 saat beklemek suretiyle fotoğraf çekmiştim. Gerek cami, gerek Hevsel Bahçeleri ve dünyaca ünlü Surlar; bu işe girişenler için nimettir.

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen