• Kurtulmuş: Suudi gazeteci ile ilgili umudumuzu korumak istiyoruz…

    Kurtulmuş: Suudi gazeteci ile ilgili umudumuzu korumak istiyoruz…
    Kurtulmuş: Suudi gazeteci ile ilgili  umudumuzu korumak istiyoruz…
    11.10.2018 Perşembe

     

    Süleyman AYDIN-Ömer TÜRK

    DİYARBAKIR - Diyarbakır’a gelen AK Parti Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, kayıp gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili olarak, “Biz umudumuzu korumak istiyoruz. İnşallah burada net bir sonuç çıkar ve Kaşıkçı’nın sağ salim dünya kamuoyunun önüne çıkmasını görürüz diye temenni ediyoruz. Bütün dünyanın nefesini tutup hassasiyetle beklediği bir konu” dedi.

    Diyarbakır’da düzenlenen "2. Uluslararası Ekonomik, Siyaset Yönetimi” sempozyumuna katılmak için kente gelen AK Parti Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Vali Hasan Basri Güzeloğlu’nu tarihi İçkale’deki makamında ziyaret etti. Valilik şeref defterini imzalayan Kurtulmuş’a, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cumali Atilla, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül, AK Parti MKYK üyesi Mehmet Emin Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, İl Emniyet Müdürü Tacettin Aslan ve ilçe kaymakamları eşlik etti.

    “DİYARBAKIR’A KOŞA KOŞA GELDİK”

    Açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, Diyarbakır’a koşa koşa geldiklerini belirterek, “Her gittiğimizde de güzel hatıralarla döndüğümüz güzel bir şehrimiz. Sadece Anadolu coğrafyasının değil aslında bütün Ortadoğu coğrafyasının da önemli kalelerinden birisi. Bu şehrin layık olduğu hizmeti alabilmesi bakımından devlet olarak her türlü desteği veriyoruz. Bunun sonucu olarak Diyarbakır artık bir Diyar-ı huzur olarak anılmaya başladı. Diyarbakır bir dönem emperyal projenin uygulamasının alt projelerinden birisi ile karşı karşıya kalmış, çukur eylemleriyle Diyarbakır halkına hayat zindan edilmişti. Allah’a çok şükür onlar geride kaldı. Bir kere daha şunu ifade etmek istiyorum ki. Bu bölge halkının kaderi ortaktır. Kürdün Türk’ten ya da Türk’ün Kürt’ten ya da Arap’tan farklı bir geleceği yoktur. Sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bu unsurlar için söylemiyorum. Irak’ın, Suriye’nin ve diğer bölge halkları için de bunu söylüyorum. Diyarbakır’da uygulanan bu huzur ortamı aslında aynı zamanda Kerkük’ün, aynı zamanda Musul’un, Rakka’nın, Halep’in, Şam’ın, Humus’un da huzur ortamına kavuşabileceğini gösteriyor. Diyarbakır’ın gücü aslında bölgedeki diğer şehirlerinin gücünün göstergesidir. Bunu da kıyamete kadar sağlayacağız” diye konuştu.

    “EN ZOR SORUNLARIN BİLE ÇÖZÜLECEĞİNE İNANIYORUZ”

    Bölge halkları arasında işbirliğinden dayanışmadan ve varsa sorunların müzakereyle, karşılıklı anlayışla çözülmesinden yana olduklarını ifade eden Kurtulmuş, “Biz en zor sorunların bile müzakereyle çözüleceğine inanıyoruz. En zor dönemlerde en ağır sorunlar karşısında da müzakere yolunu ve kapısını hep açık tuttuk. Nihayetinde Irak bizim komşumuz, dostumuz. Irak’ın içerisinde farklı etnik kimlikler de Irak’ın zenginliğidir. Asla Irak’ın bir zafiyeti olarak görmeyiz” ifadelerinde bulundu.

    “SUUDİ GAZETECİ İLE İLGİLİ UMUDUMUZU KORUMAK İSTİYORUZ”

    Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili soru üzerine gelinen noktada olayın henüz aydınlatılmadığını ve vahim bir durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:

    “Pazartesiden itibaren kayıp olan bir gazeteci. Başkonsolosluğa girdiğine dair görüntüler var ama çıktığına dair görüntüler yok. Şimdi burada Suudi yetkililerin işbirliğine geç de olsa yanaşmış olması ümit ederiz ki sorunun çözülmesi için bir fırsat olur. Biz umudumuzu korumak istiyoruz. İnşallah burada net bir sonuç çıkar ve Kaşıkçı’nın sağ salim dünya kamuoyunun önüne çıkmasını görürüz diye temenni ediyoruz. Bütün dünyanın nefesini tutup hassasiyetle beklediği bir konu. Şunun bir kere daha altını çizmek isteriz. Konu her ne kadar İstanbul’da geçiyor olsa da. Kaşıkçı’nın kaybolduğu yer, Türkiye’nin egemenliği altında olmayan, uluslararası hukuka göre Suudi Arabistan Devleti’nin egemenliği altında olan Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’dur. Dolayısıyla bu meselede bir yakın işbirliğine ihtiyaç var. Hiçbir şey gizlemeden, örtmeden Suudi yetkililerin de işbirliğini sonuna kadar sürdürmesini temenni ediyoruz. Olayın aydınlanmasını arzu ediyoruz ama bu tür şeylerin de artık dünya gündeminden kalkması lazım. Bunlar soğuk savaş dönemi alışkanlıkları. Bir yerde bir gazeteci, bir yerde bir iş adamı, bir yerde bir siyasetçi kaybolur, gider. Bunlar soğuk savaşın o kirli, paslı, puslu dönemlerine ait meselelerdir. Bunların geride kalması lazım. Bir insan Türkiye’ye geliyor ve burada bir konsolosluğa girdikten sonra, işlemlerini yapıp rahat bir şekilde dışarı çıkması gerekir. Mesele ile ilgili olarak Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi en ince detayına kadar ilgili birimlerimizin hepsi çalışıyor. Eğer yanlış, eksik herhangi bir şey varsa bunlar mutlaka ortaya çıkar. İpuçları ortaya çıktığında da kamuoyu ile paylaşılır.”

    “BU COĞRAFYADA OYNANAN OYUNUN ADI İKİNCİ SYKES-PİCOT’TUR”

    Kurtulmuş, daha sonra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderleri ile bir araya geldi. Devlet Su İşleri Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Ebubekir Bal ve Mehdi Eker de katıldı. Burada bir konuşma yapan Numan Kurtulmuş, “Bu coğrafyada bir kere daha bir asır evvel oynanan oyunu tekrarlamak, yani Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bu bölge halkları arasına koyulan düşmanlığın, çatışmanın, ayrışmanın, birbirinden uzaklaşmanın ve bütün bunların getirmiş olduğu yoksulluğun, geri kalmışlığın daha da artarak devam etmesi, yani Birinci Sykes-Picot dediğimiz Birinci Dünya Savaşı sonrasında galiplerin yapmış olduğu o anlaşmanın bir şekilde ikinci sahnesinin oynandığı ikinci Sykes-Picot ile bu coğrafyanın insanlarının birbirinden ayrılması senaryosudur” dedi.

    DEAŞ’ın terör örgütü olarak birkaç ay içerisinde hem de elinde en ağır silahlarla Suriye ve Irak topraklarında toplanmasının tesadüf olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Bana kim anlatabilir ki? Birbirini tanımayan on binlerce insan bir araya geldi ve tesadüfen, çarşıdan, pazardan geçerken bombalar, silahlar aldılar ve dünyanın en eli kanlı terör örgütlerinden birisi oldular. Bunu birisi bana anlatsın. Ya da PYD/YPG denen bir örgütün Suriye’nin kuzeyinde bir şekilde en ağır silahlarla bir araya gelmesi ve Suriye’de kimlik kartları dahi olmayan insanlar arasından bir terör örgütü çıkarıldı. Bütün bunların hepsi bir uluslararası emperyal projenin parçasıdır. Bunların hepsini yerli yerine koymak zorundayız. Bu coğrafyada oynanan oyunun adı ikinci Sykes-Picot’tur. Yani bir asır evvel sınırlarını ayırdıkları bu bölge halklarının şimdi zihinlerini bölerek birbirinden ayırt etmek istiyor. Sınırlara bir bakın. Teyze çocukları, amca çocukları karşıda kalmış birbirlerinin arasında emperyalistler tarafından sınır koyulmuştur. Şimdi özellikle ABD’nin Irak’ı işgaliyle başlayan süreçse bu ayrışmayı derinleştirmek için başlatılan bir süreçtir. Bu ülkelerde birbirlerinden sınırları ayrıldı bu insanların ama gönülleri ayrılmadı. Bu oyunu bozmak zorundayız. Bu oyunu bozacak olan insanlar Türkiye’nin, Diyarbakır’ın insanlarıdır. Diyarbakır’ın onun için bir barış, dostluk, huzur kenti olması sadece Diyarbakır ile sınırlı kalacak bir şey değil aynı zamanda bütün coğrafyadaki barışı, kardeşliği sağlayacak önemli bir gelişmedir. Sağlanmış olan bu güven ve huzur ortamını korumak, geliştirmek ve daha da çoğaltmak mecburiyetindeyiz. Bir başka önemli mesele ise bu coğrafyadaki insanların bu kadar zenginlik içerisinde yoksulluk içerisinde perişan durumda olmalarıdır. Şöyle bir yakın geçmişimize bakalım. Özellikle terör örgütlerinin aktif hale geldiği dönemlerden bu yana halkların üzerine koyulan baskılar sayesinde bölge hakları cahil bırakılmış ve bölgenin ekonomik gelişmesi sağlanmamış, fabrikalar ve benzerleri buralarda oluşmamış. Çaresizliğin girdabına sokulan insanlar maalesef terör örgütlerinden medet umar hale getirilmişlerdir. Suriye’de böyle olmuştur. Diğer ülkelerde de böyle olmuştur. Biz bu coğrafyada daha fazla birlik ve entegrasyon istiyoruz” diye konuştu.

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen