• DİYARBAKIR KÜLTÜRÜNDE AREFE GÜNÜ

    DİYARBAKIR KÜLTÜRÜNDE AREFE GÜNÜ
    DİYARBAKIR KÜLTÜRÜNDE AREFE GÜNÜ
    02.06.2019 Pazar

    Feyza SERÇE

    On bir ayın sultanı Ramazan' ı tekrarının nasip olması dileğiyle uğurlarken bayramı karşılamanın sevincidir Arefe günü. Mana olarak “GÜZEL GÜNLER ÖNCESİ” anlamını taşıyor. Çocukluğumun Bayram ve Arefe günlerinin tadını ve anılarını o nostaljik günlere yolculuk yaparak, birlikte yaşamaya ne dersiniz?

    Diyarbakır Kültüründe Arefe günleri çok yoğun ve hareketli geçerdi. Haftalar öncesi başlayan ev temizliği, bayram alışverişi ve bayramda yapılacak yemek tatlı ve ikramlıkların hazırlanmasının heyecanı ve telaşı sarardı tüm ev halkını. Hazırlanan çörekler fırında pişirilmeye gönderilmeden, komşuların çörekleriyle karışmaması için üzerine farklı şekiller çizilerek, konulan teştlerin içinde pişmek için sıraya girer, pişirilen çöreklerin kokusu tüm mahalleyi sarardı. Yağı alınmadan, şimdiler de sadece fabrikasyon olarak üretilen taze peynir, zamanı olan mayıs ayında, büyüklerimizin bin bir zahmetle eritip üzerine bolca sütü boca ettikleri örgü peynirlerle yapılan kahvaltının vazgeçilmezi çöreklerin pişirme işlemi sabaha kadar aralıksız devam ederdi. Çünkü bayram süresince hiç bir fırın açık olmazdı. Bizde ki klasik bayram yemeği, pirzolanın satırla dövülmemiş tarafından alınan kuzu etinin yan, yana doğranmış kuru soğan, pul biber ve karabiber ile en az 2 saat marine edilerek pişme saati geldiği zaman üzerindeki soğanlarından temizlenen etler kızartılır, salçalı suda lokum kıvamında pişirilirdi. Biraz fazla tutulan etin sosu ile kan şekerini yükseltmeyen Karacadağ pirincinin eşsiz lezzetiyle pilav yapılır, sofraya gelmeden adına yakışır “DUVAKLI PİLAV” Unvanını üzerine kıymanın ve bademin kavrularak süslenmesiyle tamamlanırdı. Acılan yufkaların suda pişirilerek yapıldığı su böreği ve yine yufkaların evde annelerimiz tarafından açılarak kat, kat aralarına bademin servisi ile üzerine verilen sütlü şerbetin inanılmaz tadıyla Nuriye tatlısı olmazsa olmazıydı her evin sofrasında. Nuriye tatlısına ilave olarak Sargı burma, Cendere, Güllaç yapılan tatlılar arasında yerini alırdı. Kahvenin yanında verilen çeşitli aromalı likörlerle çikolata bayram sohbetlerinin vazgeçilmeziydi. Arefe gününün akşam ile yatsı ezanı arası aile fertlerinden vefat eden kişilerin mezarlık ziyareti ile okunan YASİN-İ ŞERİF’lerin ruhlarımızı aydınlatması ile yaşanan duygu dolu dakikalar ile tamamlanan ziyaretler, bazı aileler tarafından Bayram sabahı kılınan Bayram namazının ardından da gerçekleşirdi. Mezarlık ziyareti akabinde eve gitmeden yakın zamanda vefat eden eş, dost, akrabanın evlerine “ilk bayramı” diye ziyarete gidilerek taziye dilekleri dilenirdi. Ziyaretlerin bitiminde aile büyüğünün evinde toplanılır bayramlaşmanın ardından kahvaltı yerine pişen bayram yemeklerinin yemesi ise değişmeyen bir gelenekti. Zaman kavramı ile yaşanan bu güzel ve anlamlı gelenekler yerini bavul toplama ve tatil planları ile değişti. Artık ne eski Arefelerin, ne de eski bayramların tadı var. Hep aynı serzeniş, hep aynı özlem. “NERDE O ESKİ AREFE VE BAYRAMLAR" Ben nasıl eski Arefe günlerine ve yaşanan o eski güzel bayramlara özlem duyuyorsam bugün, yarın da oğlum/ kızım özlem duyacak belki bugün yaşadıkları Arefe günlerine ve Bayramlara.

    Şeker tadında bir Arefe ve Bayram geçirmeniz dileğiyle Sevgiyle kalın...

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen