• Diyarbakır’ın eski kına geceleri

    Diyarbakır’ın eski kına geceleri
    Diyarbakır’ın eski kına geceleri
    02.04.2018 Pazartesi

    Serçe’nin köşesi 

    Özgür Haber ailesine katılmakla ve her pazartesi kültür sanat köşesinde sizlerle buluşmaktan dolayı çok mutluyum. Bu hafta düğün öncesi adetlerinden olan eğlenceli ve bir o kadar duygu yüklü nostaljik kına gecelerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Geleneksel kına gecesi ile günümüz  “ Bekarlığa veda partisi “ arasında sanırım çok farklılıklar var. Eski Diyarbekir geleneksel kız isteme. Şerbet içme ve nişan töreninden sonra gerçekleşen kına gecesine hazırlık oğlan evinin bir hafta öncesi mum kına ve gelinin başına serpilecek küçük şekerleri göndermekle başlarmış. Düğün günü Perşembe günü olduğu için kız evinde bir gün öncesi yani Çarşamba akşamı kına töreni yapılırmış. Her iki tarafın akrabaları çağrılır bu gecede kadın çalgıcılar ud, keman, zilli tef, maşa, darbuka çalarak gelenler coşturulurmuş. Bu coşku içinde geline kına yakılmak üzere evin diğer odasında arkadaşları tarafından hazırlanır, sonra koluna giren 2 genç kız arkadaşı ile misafirlerin bulunduğu avluya getirilirmiş. Büyüklerin elleri öpüldükten sonra gelin çalgıcılar eşliğinde söylenen “mübareki” türküsü ile yerine geçer ve eli göğsünde başı önünde eğik bir vaziyette kına yakımına kadar o şekilde otururmuş. Kına merasimi şu türkü ile başlarmış;

     

            HANIM KELEPUŞİ ÖRTMÜŞ BAŞINA

            HENÜZ GİRMİŞ ON ÜÇ ON DÖRT YAŞINA

            SÜRMELER ÇEKİLMİŞ KARAKAŞINA 

            ENDAMI GÜZEL YORDAMI GÜZEL

            KENDİSİ GÜZEL                                     

     

           ALINI ALINI GEYMİŞ GÜMÜŞ NALINI

           ASİLZADENİN TORUNU

           GELİNİZ MÜBAREK OLSUN

           ANASINDAN AYRILAN

           BABASINDAN AYRILAN

           MÜŞKÜL HAL OLUR

           EVLENİNCE YEDİĞİ İÇTİĞİ

           ŞEKER BAL OLUR

       

          ALÇAKTAN YÜKSEKTEN GÖRDÜM BOYUNU

          HURİDEN MELEKTEN SORDUM HUYUNU

          DÜN GECE, BU GECE KURDUM TOYUNU

          ENDAMI GÜZEL, YORDAMI GÜZEL

          KENDİSİ GÜZEL

     

    Kına yakımında gelin avucunu açmaz ve kayınvalide altını koyup avucunu açarak kına yakımına başlanırmış. Kızın annesi kızından ayrılmanın vermiş olduğu üzüntü nedeniyle ağlamaya başladığından çalgıcılar şu türküyü okurmuşlar;

     

       SÜRMELENMİŞ SÜRME ÇEKMİŞ GÖZÜNE

       KÜÇÜK YAŞTA DUVAK ÇEKMİŞ YÜZÜNE

       GÖRENLERİ HAYRAN EDER ÖZÜNE

       SENİN BU AYRILIĞINA DAYANAMAM BEN

     

    Ellerine kına yakılan gelinin sıra ayaklarına gelince şu türküyle törene devam ederlermiş

     

    GELİN AĞLAR YAŞIN YAŞIN

     DİYOR GİTMEM SALLAR BAŞIN

     SAĞ OLSUN BABAN KARDAŞIN

    AĞLAMA GELİN AĞLAMA

    EL OĞLUDUR BEL BAĞLAMA

     

    GELİNİN GİYDİĞİ ATLAS

    ATLASA İĞNELER BATMAZ

    GELİN GÜVEYSİZ YATMAZ

    AĞLAMA GELİN AGLAMA

    EL OĞLUDUR BEL BAĞLAMA

     

    AĞLAMA GELİN YALANDIR

    EL OĞLU SENİN KÖLENDİR

    SEVDAN YOLUNDA ÖLENDİR

    AĞLAMA GELİN AĞLAMA

    SAKIN KARALAR BAĞLAMA

     

    Türküler söylenirken kına yakımı merasimi tamamlanır. Kına merasiminden sonra

     

    HAYDİ GİDAH TOYUNA

    KURBAN OLAM BOYUNA

    KINA YAHAH ELİNE

    HEL HELE BAH HELE

    GELİN AĞLAR VIŞ KELE

    GÜVEĞİ GÜLER BAH HELE

    KIZLAR KALKSIN OYNASIN

    DÜĞÜN EVİ EĞLENE VAH EĞLENE

     

    Bu güzel ortamda gelen misafirlere Diyarbekir çöreği, Şeker, lokum, badem ezmesi, ikram edilir oyunlar oynanır ve şu türkünün sonunda gelin dinlenmesi için odasına gönderilir. Gelen misafirler yavaş yavaş oradan ayrılırmış.

     

    GİTME GİTME DUR Kİ SAHAN NE DEYİM

    AĞZIN DİLİN DUDAKLARIN BEN YEYİM

    EL ALTINDAN SAHAN BİR ÇİFT SÖZ DEYİM

    YÜRÜ DİLBER SAĞ SELAMET GELESEN

     

    SEN GİDERSEN BENİM HALİM NİCE OLUR

    ALTUN YÜZÜK PARMAĞIMDA TUNÇ OLUR

    SEVİP SEVİP AYRILMASI GÜÇ OLUR

    YÜRÜ DİLBER SAĞ SELAMET GELESEN

     

    Bizlerin bu kına gecelerini yaşama şansı olmadı. Ama bu fotoğrafta görüldüğü üzere 1978 yılında Merhum Diyarbekirli yazar ESMA OCAK ve Sevgili babam Merhum TARIK ÇIKINTAŞ ile beraber yazdığım bu türküleri ve şu an aklıma gelmeyen eski türkü repertuarlarını haftalarca kaset doldurup dinlemek suretiyle çalışarak, ESMA OCAK hanımefendinin yaşamış olduğu o yıllarda ki kına gecelerini yaşatmak adına bende dahil olmak üzere Diyarbekirlilere çok beğenilen bir temsili kına gecesi yaptık. Resimleri görünen elbiseleri biz genç kızlar birer manken edasında giyerek o eski nostaljiyi rahmetli babamın cümbüşünün ve güzel sesinin yorumuyla yaşatmaya çalıştık. Mekanları nur olsun. ESMA OCAK aynı nostaljiyi resimde görünen torunu için de düzenlemiş ve çokta beğeni almıştı.  Resimlerini bastığımız bu elbiseler ESMA OCAK müze evinde bir camlı dolapta sergilenmekteydi. Sur olaylarında maalesef çok büyük emeklerle yaşatılmaya çalışılan bir tarih yok oldu.

     

     

     

     

     

     

     

     

                                                                                  

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen