• BAYRAM MI TATİL Mİ ?

    BAYRAM MI TATİL Mİ ?
    BAYRAM MI TATİL Mİ ?
    17.06.2018 Pazar

     

    Mübarek ramazan ayının ardından gelen şeker bayramını geçen hafta kutladık kutlamasına ama eski bayramların tadı olmadan. Kaybolan değerlerimizin arkasından üzülmekten başka çaremiz yok malesef.

    Her bayram sabahı “ah nerde o eski bayramlar nerde” diyenlerdenseniz 45 yıl öncesine benim yaşadığım o yıllara yolculuk yapalım istedim. Hazırlıklar bir hafta öncesi başlar tatlı bir telaş sarardı tüm ev halkını. Evler büyük bir titizlikle temizlenir, bayramlık kıyafet alışverişi yapılırdı.

     

    Çocuklara mutlaka yeni kıyafetler ve ayakkabılar alınarak onlara bayramın coşkusu yaşatılırdı. Alınan kıyafetler bayram sabahına kadar çocukların yataklarının başucunu süslerdi. Nasıl bir heyecandı o bu yaşımda o günleri hatırladığımda yüzümde tatlı bir tebessüm belirir.

    Şimdilerde o bayramlık kıyafet coşkusunu ve heyecanını mutluluğunu maalesef hiç bir çocuğun yüzünde göremiyorum.

     

    Bayram akşamı pişirilen çöreğin mahlep kokusu her yeri sarardı. Hiç bir fırın ve mahalle bakkalları açık olmazdı bayram süresince. Bayramda pişirilecek yemeklerin listesi önceden hazırlanırdı. Bizim evde rutin her bayram annemin yoğun el lezzetinin olduğu öncesi soğan ve baharatlarla yan yan dilimlenmiş soğanla piyazlamış olduğu kemikli kuzu etinin kızartılarak nefis sosuyla yapılan karacadağ pirinç pilavının lezzetini hiç unutamam.

     

    TATLISIZ BAYRAM OLUR MU?

    Tabiî ki olmaz. Misafirlere ikram edilmek üzere açılan Nuriye tatlısı, baklava ve güllaç hep zirvedeki yerini korurdu. Bayram namazına giden evin erkekleri döndükten sonra mis gibi çöreklerle erimiş peynir ile yapılan kahvaltının ardından büyüklerin elleri öpülür ve bayram harçlıkları cepleri süslerdi.

     

     

    Mahalleye gelen seyyar dönme dolapçıya koşardık büyük bir heyecanla. En büyük lunaparka gidilmiş kadar keyifliydi. Ya o pat pat sesleri sabah erkenden başlar gece yatana kadar devam ederdi. Pamuk, kağıt helvacılar, elma şekeri ve macuncu beklerdi sokaklarda biz çocukları. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte insanların birbiriyle yüz yüze ilişkileri zayıflamış ve internet yoluyla görüşmeler hakim olmuştur.

     

    Uzaktaki eş dost sevgili ve akrabaya bayram kutlamaları mesajlaşmaya dönüşmüştür. Oysaki bizler bayram gelmeden bir hafta öncesi özenerek seçtiğimiz bayram kartlarını inci gibi el yazılarımızla yazarak postaya verirdik. Bayramlaşmaya gelen misafirlere kahvenin yanında mutlaka likör ve badem ezmesi çikolata ikram edilir ve tabii ki mahalle bakkalından havalı kristal kolonya şişelerimize doldurduğumuz limon kolonyası. Geçtiğimiz bu bayramda da o eski bayramların mistik havası burnumda tüttü buram buram.

     

    Sevmenin değer vermenin, kıymet bilmenin hatır sormanın yardıma koşmanın bir göstergesi değil miydi bayramlar. Ölen eski bayramlar değil aslında; eski duyarlılıklar onları yaşatabilsek bayramlar da yaşar. Sevdayı, vefayı, dostluğu bayramlaşmayı başka bir bayrama ertelemeyin dostlarım.

    Sevgiyle kalın...

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen