• Başkan: Müttefiklerimizden çifte standart değil samimiyet bekliyoruz

    Başkan: Müttefiklerimizden çifte standart değil samimiyet bekliyoruz
    Başkan: Müttefiklerimizden çifte  standart değil samimiyet bekliyoruz
    02.12.2018 Pazar

     

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Suriye’nin kuzeyinde ülkemizin ve bölgemizin güvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz. Fırat’ın batısını olduğu gibi doğusunu da bölücü terör örgütünün zulmünden ve işgalinden çok yakın bir zamanda kurtaracağız. Biz bu tür konularda müttefiklerimizden çifte standart değil samimiyet bekliyoruz” dedi.

    Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te iki gün boyunca devam eden, 19 liderin katıldığı G20 Liderler Zirvesi sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın sona ermesinin ardından basın toplantısı düzenleyerek zirve gündemiyle, diğer gündem maddeleri ile ilgili açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını cevapladı. Buenos Aires’te 13’üncüsü düzenlenen zirvede G20 ülkeleri olarak kapsamlı bir gündemle bir araya geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek ekonomik alanda, gerekse küresel ekonomiyi doğrudan ilgilendiren diğer başlıklarla karşı karşıya bulunduğumuz riskleri ve tehditleri bertaraf edebilmek için neler yapacağımızı istişare ettik. Daha güçlü sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı bir küresel büyüme için G-20 ülkelerinin kısa ve orta vadeli politikalarını özetleyen Buenos Aires Eylem Planını kabul ettik” dedi.

     “EĞİTİM KONUSU İLK KEZ GÜNDEME GETİRİLDİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan eğitim konusunun G20 tarihinde ilk kez Arjantin Dönem Başkanlığında ele alınıp gündeme getirildiğine dikkat çekerek “Bizler de Türkiye olarak kız çocuklarının eğitiminin önemine dikkat çektik. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık alanındaki sürdürülebilir kalkınma hedeflerine verdiğimiz siyasi desteği bir kez daha vurguladık. Sürdürülebilir gıda geleceği G20 Arjantin dönem başkanlığını bu seneki önceliklerinden bir diğeriydi. Bu oturumda konuşmacı olarak ülkemizin yurt içinde ve yurt dışında örnek gösterildiği girişimlere ilişkin bilgiler paylaştım” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan iklim konusunun G20’nin özel önem verdiği başlıklar arasında olduğuna işaret ederek şöyle devam etti: “G20 üyeleri arasında en düşük emisyonlara sahip ülkelerden biri olarak bu alanda gerekli katkıyı yaptık, yapıyoruz. Paris Anlaşması kapsamında bize verilen taahhütlerin yerine getirilmesini beklediğimizi burada bir kez daha ifade ettik. Özellikle sorunun asıl müsebbibi olan gelişmiş ülkelerin elini taşın altına daha fazla koyması, daha fazla mesuliyet üstlenmesi gerektiğinin altını çizdik.”

    “TÜRKİYE, DÜNYADA EN ÇOK MÜLTECİYİ BARINDIRAN ÜLKE”

    Buenos Aires Zirvesi’nde de yedi milyarı aşkın insanın tamamının refah, barış ve huzurunun yolunun adaletten geçtiğini ifade ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Bu süreçte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısında ihtiyaç duyulan değişiklikler yanında kalkınma yardımlarının önemine işaret ettik. Bilhassa mülteciler meselesinde güvenlik ve korku eksenli yaklaşım yerine, insanı, hayatı ve insani değerleri merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladık.”

    Konuşmasının devamında mülteciler konusunda değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriyelilerin yanında çeşitli yerlerden gelen dört milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yaptığını vurguladı. Dünyada en çok mülteciyi barındıran ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sığınmacılar için bugüne kadar ülkenin kendi kaynaklarından yaklaşık 33 milyar dolar harcadıklarını bildirdi. “İşte böyle bir ülke olarak mültecileri toplama kamplarına hapsederek bir yere varılmayacağına inanıyoruz” ifadeleriyle sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan  “Biz insanları mülteci kamplarına göndermedik. Onlara konteyner kentler kurduk, onlara çadır kentler kurduk ve onları ülkemizin değişik yerlerinde kiralama sistemleriyle kiracı olarak da olsa oturuyorlar. Hiç kimse sadece sınırlarını kapatmakla, polisiye tedbirlerle açlıktan, kıtlıktan, çatışmalardan kaçıp gelen insanları dikenli tel örgülere mahkûm etmekle mülteci sorununa çare bulamaz. Mülteci düşmanlığını körükleyerek meseleyi çözdüklerini zannedenler er ya da geç hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacaklardır” dedi.

    “MÜLTECİ MESELESİNE DAHA FAZLA AĞIRLIK VERİLMELİ”

    İçinde bulunulan dönemin, sorumluluktan kaçma değil sorumlulukları yerine getirme dönemi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye’nin yaklaşık 8,2 milyar resmî kalkınma yardımı yaptığını açıkladı. Millî gelire oranla dünyada en fazla yardım yapan ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Üzülerek belirtmek isterim ki bu süreçte birkaç yakın dostumuz dışında hiçbir ülkeden doğru düzgün bir yardım almadık. Hatta Avrupa Birliği tarafından Suriyeli mülteciler için söz verilen 3+3 milyar avroluk kaynağın kullanımında bile çok güçlü güçlükler yaşadık, yaşıyoruz. Şu ana kadar ülkemize uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla –millî bütçemize değil, bunu da özellikle ayırt edelim- yaklaşık iki milyar avro gibi bir rakam ulaşmış durumda. O da millî bütçemize değil uluslararası kuruluşlara. Önümüzdeki dönemde G20 ülkelerinin mülteci meselesine daha fazla ağırlık vermesi gerektiğine inanıyorum.”

    “DÜNYA TİCARETİ, GÜNDEN GÜNE DAHA KAOTİK BİR ŞEKLE BÜRÜNMEKTEDİR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılki G20 Zirvesi’nin, küresel ekonomide iş birliğinden ziyade ticaret savaşlarının konuşulduğu bir dönemde icra edildiğini söyleyerek,  “Hâlen içinden geçtiğimiz bu süreçte Dünya Ticaret Örgütü’nün kural ve prensipleri çok ciddi şekilde erozyona uğratıldı. Dünya ticareti, günden güne kuralları belli, öngörülebilir bir yapı olmaktan çıkmakta ve daha kaotik bir şekle bürünmektedir. ‘Ben yaptım oldu’ böyle bir mantıkla sadece ticaretimize değil uzun bir sürecin kazanımı olan kurumlara da zarar vermektedir” dedi. Dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan Türkiye’nin, Dünya Ticaret Örgütü’nün değişen şartlara göre yenilenmesini savunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Küresel ticaretin değişen dinamikleri şüphesiz Dünya Ticaret Örgütü’nün de yapısında bazı düzenlemeler yapılmasını gerekli kılıyor. Ancak bu yıkıcı, bozucu ve kaosa sebebiyet veren tek taraflı adımlar yerine, sağduyu ile yürütülmesi gereken bir süreçtir” açıklamasında bulundu.

    “SURİYE’DE DEAŞ’A TARİHİNİN EN AĞIR DARBELERİNİ İNDİRDİK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında Türkiye’nin, DEAŞ’la mücadeleden, yabancı terörist savaşçıların geçişlerinin engellenmesine kadar geride bırakılan süre zarfında çok ciddi çaba yürüttüğünü vurguladı. DEAŞ ve benzeri terör örgütleriyle irtibatından şüphelenilen 70 bin kişiye Türkiye’ye giriş yasağı koyulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Suriye’deki terör örgütleriyle irtibatı tespit edilen 7 bin kişiyi sınır dışı ettik. Fırat Kalkanı Harekâtıyla 3 binin üzerinde DEAŞ’lı, Zeytin Dalı Harekâtıyla da 4 bin 500 civarında PYD’li teröristi etkisiz hâle getirdik. Şehitler verme pahasına Suriye’de DEAŞ’a tarihinin en ağır darbelerini indirdik. Önümüzdeki süreçte de bu mücadelemizi devam ettireceğiz. Suriye’nin kuzeyinde ülkemizin ve bölgemizin güvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz. Fırat’ın batısını olduğu gibi doğusunu da bölücü terör örgütünün zulmünden ve işgalinden çok yakın bir zamanda kurtaracağız. Biz bu tür konularda müttefiklerimizden çifte standart değil samimiyet bekliyoruz.”

    “YEMEN KRİZİNE ACİLEN ÇÖZÜM BULUNMALI”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Yemen’de yaşanan insani kriz ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dört yıla yakın bir süredir derinleşerek devam eden Yemen krizine acilen çözüm bulunması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bu konuda çok sessiz kaldığına dikkat çekti. “Bu ülkede yaşanan insani kriz sadece Müslümanların değil insanlığın tamamının yüreğini burkacak boyuta ulaşmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların, yıkıntıların altından çıkartılan masum bedenlerin sorumluluğu bu meseleye karşı duyarsız kalan uluslararası toplumun tamamına aittir. Yeteri kadar petrol zenginliği olmadığı için dönülüp bakılmayan bir coğrafyanın mazlumları olan Yemen halkının acıları en kısa sürede dindirilmelidir. Yemen’in bağımsızlığı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliği mutlaka korunmalıdır. Bu temelde varılacak kapsayıcı bir siyasi çözüm, kalıcı barış ve istikrar için tek yol olarak görünüyor. Müzakere sürecini canlandırmak için Birleşmiş Milletler çerçevesinde sürdürülen çabaları destekliyoruz. Bu çerçevede iki yılı aşkın süredir bir araya gelmeyen tarafların İsveç’te toplanmalarıyla başlayan sürecin Yemen’e en kısa sürede barışı getirmesini umut ediyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

    KAŞIKÇI CİNAYETİNİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bu cinayet konusunda ortaya konan tavrın, pek çok ülke bakımından önemli bir sınama olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu meselede en başından beri hukukun, ahlakın ve vicdanın gerektirdiği yerde durduğunu söyledi. “Hadiseden haberdar olduğumuz andan itibaren Kaşıkçı cinayetini aydınlatmak için tüm imkânlarımızı seferber ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suudi Yönetimi tarafından önce inkâr edilen, ardından çarpıtılmaya çalışılan ve nihayetinde kabullenilen bu cinayet, Türkiye’nin kararlı tavrı sayesinde açığa çıkmıştır. Biz bu olayı asla siyasi bir mesele olarak görmedik, görmeyeceğiz. Bizim için bu olay alçakça bir cinayettir ve öyle de kalacaktır. Adli ve idari makamlarımızın Suudi Arabistan’dan cinayet soruşturması konusunda gerekli desteği göremediğini üzüntüyle belirtmek isterim.” dedi.

     

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen