• “Milletimizin büyük ve güçlü Türkiye’ye layık olduğuna inanıyor, her ne pahasına olursa olsun bu hedefe ulaşmak için mücadeleyi tercih ediyoruz”

    “Milletimizin büyük ve güçlü Türkiye’ye layık olduğuna inanıyor, her ne pahasına olursa olsun bu hedefe ulaşmak için mücadeleyi tercih ediyoruz”
     “Milletimizin büyük ve güçlü Türkiye’ye layık olduğuna inanıyor, her ne pahasına olursa olsun bu hedefe ulaşmak için mücadeleyi tercih ediyoruz”
    25.11.2020 Çarşamba

     

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Geleceğin dünyasında nerede duracağımıza 83 milyon hep beraber karar vereceğiz. Ya geçmişte uzunca bir süre yaşadığımız gibi siyasi ve ekonomik olarak kırılgan bir yapıya döneceğiz ya da son 18 yılda kurduğumuz sağlam altyapının üzerinde büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa edeceğiz. Biz, milletimizin büyük ve güçlü Türkiye’ye layık olduğuna inanıyor, her ne pahasına olursa olsun bu hedefe ulaşmak için mücadeleyi tercih ediyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

    Hükûmet ve parti çalışmaları bakımından yoğun bir hafta geçirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ana kadar 19’u tamamlanan il kongrelerine, salgın tedbirlerine destek için bu haftadan itibaren bir süre ara verdiklerini açıkladı.

    “ÖNÜMÜZDEKİ AYIN SONUNA DOĞRU AŞIDA İLK UYGULAMALARI YAPABİLMEYİ ÜMİT EDİYORUZ”

    Koronavirüs salgınının seyrini bir an önce aşağıya çekmek gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi salgının seyrinin önüne geçilemezse daha sonra çok daha can acıtıcı tedbirler uygulamak zorunda kalınabileceği uyarısında bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TAMAM” diye formüle edilen temizlik, maske, mesafe kurallarına ne kadar sıkı riayet edilirse, diğer tedbirlere o derece az ihtiyaç duyulacağı konusunda vatandaşları uyararak, Çin, Rusya, ABD ve Avrupa’da geliştirilen tüm aşıları yakından takip ettiklerini, bir kısmına şimdiden ön sipariş verildiğini bildirdi.

    “İnşallah önümüzdeki ayın sonuna doğru aşıda ilk uygulamaları yapabilmeyi ümit ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli aşıyla ilgili de önemli bir yere gelindiğini, en geç nisan ayında Türkiye’nin kendi geliştirdiği aşıyı da uygulama seviyesine getirmiş olmayı planladıklarını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Söz aldığımız tüm uluslararası platformlarda, aşı çalışmalarının siyasi veya ticari hırslara kurban edilmemesi, tüm insanlığın ortak malı olması çağrısında bulunuyoruz. Kendi geliştirdiğimiz aşıyı da, en uygun şartlarda, inşallah tüm insanlığın hizmetine sunmak düşüncesindeyiz. Dünyanın tamamı salgın tehdidinden kurtulmadan, tek tek ülkelerin kendilerini güvene almalarının manası olmadığına inanıyoruz” diye konuştu.

    “SALGIN, MEVCUT DÜZENİN ÇARPIKLIKLARINI GÖZLER ÖNÜNE SERMİŞTİR”

    Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, insanlığın ortak sorunlarının çözümü ve hakkı, hakkaniyeti, adaleti sağlama hususunda etkisiz kalan kurumların reform ihtiyacını tekrar tekrar vurguladıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 Riyad Liderler Zirvesi’ne canlı bağlantıyla katıldığını bu düşüncelerini orada da dile getirdiğini kaydetti.

    Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı ne de tabiatı korumasının mümkün olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Salgın, hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır.  Birlemiş Milletler kürsüsünden defalarca yaptığımız ‘Dünya beşten büyüktür’ çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Aynı şekilde Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Dağlık Karabağ’a, Irak’tan Filistin’e kadar farklı cephelerde yürüttüğümüz hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin önemi ortaya çıkmıştır.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hak ve adalet eksenli attığı adımlar dolayısıyla eleştiriye ve itibar suikastlarına maruz kalmasının haksızlık olduğunu dile getirerek Türkiye’nin ve şahsının hedef alındığı çirkin kampanyaların kimler tarafından niçin yürütüldüğünü de bildiklerini ifade etti.

    Türkiye’nin bölgesindeki sorunlarla ilgilenirken, küresel sistemin adaletsizliklerini dillendirirken veya krizlere müdahale ederken, asla “yayılmacı” bir anlayışla hareket etmediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsenin, hiçbir ülkenin toprağında, egemenliğinde, iç işlerinde gözleri olmadığını, sadece Türkiye’nin millî güvenliği ile vatandaşların can ve mal emniyetini sağlamaya, ardından da bölgede ve Türkiye’nin gönül coğrafyasında istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalıştıklarını dile getirdi.

    “SURİYE’DE DEAŞ İLE GÖĞÜS GÖĞSE ÇARPIŞAN TEK NATO ÜLKESİ TÜRKİYE”

    Uluslararası toplumun yüzleştiği yeni meydan okumalar karşısında önemli sorumluluklar üstlendiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör tehdidinin bertaraf edilmesi, bölgesel ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini ve Suriye’de DEAŞ ile göğüs göğse çarpışan tek NATO ülkesinin Türkiye olduğuna işaret etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tespit ederek ülkelerine gönderdiği terör bağlantılı kişileri ciddiyetle takip edemeyen kimi ülkelerin, kendi topraklarında gerçekleşen eylemlere mani olamadıklarını gibi bunun suçunu da İslam’a ve Müslümanlara yıkmaya kalktıklarını söyledi.

    Türkiye’nin Suriye’de yaptığı çalışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de hızlı ve hakkaniyetli bir çözümü sağlayacak her adıma destek vermeye hazır olduklarını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde 17 teröristin sızma yapmaya kalkıştığını bildirerek, “Bunlar kahraman komandolarımız tarafından öldürüldü. Komandolarımızı milletim adına gözlerinden öpüyorum. Bu yiğitçe attıkları adım ilk değil, inşallah son da olmayacak” diye konuştu.

    “TÜRKİYE, DOĞU AKDENİZ MESELESİNDE DAİMA SABIRLI, SOĞUKKANLI DAVRANDI”

    Türkiye’nin Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığı eğitim ve danışmanlık desteğiyle bu ülkenin daha fazla iç savaşa sürüklenmesinin engellendiğini, Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi sürecin önünün de böylece açıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin provokasyonlarına rağmen de Doğu Akdeniz meselesinde daima sabırlı, soğukkanlı davrandığını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sabırlı ve soğukkanlı tavrına rağmen son olarak Libya’ya insani yardım götüren sivil bir Türk gemisinin saldırıya uğradığını anımsatarak, “Bunun uluslararası deniz hukukunda yeri yok. Bunun da kaptanı bir Yunan. Gemiye girdikten sonra oradaki sivil mürettebatı da bunlar maalesef taciz ettiler. Bütün bunlar video kayıtlarıyla tespit edilmiş vaziyette. Tabii ki bunlar gerekli yerlere de gönderildi, gönderilecek”  değerlendirmesini yaptı.

    “DAĞLIK KARABAĞ’DA 30 YILLIK ADALETSİZLİĞİN SON BULMASINA KATKI SUNDUK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dağlık Karabağ'da 30 yıllık bir adaletsizliğin son bulmasına katkı sunduklarını anımsatarak şunları kaydetti: “Ülkemizin desteği sayesinde Azerbaycan toprağı olan Karabağ'daki Ermeni işgali sona ermiş, kalıcı çözüme yönelik umutlar ilk defa artmıştır. Daha düne kadar ortalıkta görünmeyen, hatta bu konuda açıkça Ermenilere destek veren Minsk Grubu eş başkanı bazı ülkelerin anlaşmayla ilgili dile getirdikleri rahatsızlıkların hiçbir kıymeti yoktur. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dün akşam bu konuları etraflıca görüşme fırsatı bulduk. Bu görüşmeyle birlikte bu süreç içerisinde ne gibi adımlar atabiliriz, bunları konuştuk. İnanıyorum ki Sayın Putin ile yaptığımız bu görüşmelerle birlikte, özellikle Rusya-Türkiye-Azerbaycan olarak bu süreç içerisinde bölgeye barışı egemen kılmanın adımlarını atmış oluyoruz. Bunu daha da genişletme, geliştirme şansımız da var. Bu genişletme, geliştirme çalışmalarını da yine Sayın Putin ile görüştük. Üç ülkenin dışında, bölge ülkeleri içerisinden dördüncü, beşinci ülkeleri de buna katmak suretiyle buradaki süreci çok daha farklı bir konuma getirebiliriz.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak sorunlara ortak çözümler getirme konusundaki eksikliklerini İslam düşmanlığı ve ırkçılık akımlarının önünü açarak perdelemeye çalışanların krizleri daha da derinleştirdiğine işaret ederek, “Avrupa’da, terörle mücadeledeki çifte standartlı yaklaşımların acı sonuçlarını masumlara ödetmeye çalışan yönetimlerin, bu tehlikeli yöntemden bir an önce vazgeçmelerini diliyoruz. Suçlunun İslam veya Müslümanlar değil, uzunca bir süredir dünyaya hâkim olan çarpık düzen olduğunun bir an önce anlaşılmasını diliyoruz” diye konuştu.

    “BÜTÇE GÖRÜŞMELERİNİN ARDINDAN KAPSAMLI REFORMLARI BİRER BİRER HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin sağlığı ile birlikte işinin, aşının, eğitiminin ve diğer tüm hizmetlerinin de sorumluluğunun üzerlerinde olduğu bilinciyle hareket ettiklerine vurgu yaparak, salgınla mücadele tedbirlerini, üretimi ve istihdamı en az düzeyde etkilemesini sağlayacak şekilde hayata geçirmeye çalıştıklarını bildirdi.

    İstihdamı korumaya yönelik desteklere büyük önem verdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomide yeni bir yatırım, üretim, ihracat, istihdam seferberliği başlatıyoruz. Bütçe görüşmelerinin ardından bu doğrultuda kapsamlı reformları birer birer hayata geçireceğiz. Yatırım ikliminin ayrılmaz bir parçası olan hukuk reformlarını da hızlandırıyoruz” açıklamasında bulundu.

    Hazırlıkları süren reformları paketler hâlinde Meclis gündemine taşıyacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine milletimize sözümüz olan İnsan Hakları Eylem Planı’na, ekonominin temeli olan güven iklimini de artıracak şekilde genişleterek en kısa sürede son hâlini vereceğiz. Bu çerçevede yapılan hazırlıkları, insan haklarıyla ilgili tüm kesimler yanında ekonomi yönetimi ve iş dünyasıyla da istişare ederek, Grubumuz vasıtasıyla Meclis’in takdirine sunacağız” dedi.

    “ASIRLIK SIKINTILARI, ASIRLIK İHMALLERİ ORTADAN KALDIRDIK”

    “Türkiye’nin, Cumhuriyet tarihindeki en büyük reformu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu reformu Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile birlikte gerçekleştirdiklerini, Cumhur İttifakı’nın, Türkiye’nin en geniş tabanlı “siyasi dayanışma” örneği olduğunu söyledi.

    Gerçekleştirmeyi düşündükleri hukuki ve ekonomik reform gündemini de yine Cumhur İttifakı olarak hayata geçireceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi, bu ittifak asla gizli veya açık pazarlıklar üzerine kurulu değildir. Milletimizin 15 Temmuz gecesi sokaklarda, meydanlarda kanıyla kurduğu bu ittifakın tek amacı, ülkemizi büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaştırmaktır” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasiden, insan haklarından, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden yana en küçük bir sıkıntıları olmadığını, Türkiye’de hangi kesimin ne sıkıntısı varsa 18 yılda hepsini birer birer çözdüklerini anlatarak, “Asırlık talepleri, asırlık sıkıntıları, asırlık ihmalleri ortadan biz kaldırdık” dedi.

    “TERÖRE BULAŞMAMIŞ OLMASI ŞARTIYLA HİÇ KİMSEYİ DIŞLAMADIK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan “Teröre bulaşmamış olması şartıyla hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Tam tersine terörden meşru siyasete geçiş yolunu açmak için her yolu denedik, her fedakârlığı yaptık. Akrep karakterli terör örgütünün kendi kendini sokarak bu fırsatı heba etmiş olmasına rağmen, bölgedeki insanlarımızla gönül bağımızı güçlendirerek ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık” değerlendirmesinde bulundu.

    Verdikleri tüm mücadelelerde asla demokrasi ve hukuk yolundan ayrılmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâl böyleyken, birilerinin çıkıp da, Türkiye’yi bambaşka bir fotoğrafın içinde göstermeye kalkmasının arkasında, haksızlığın ötesinde art niyet ararız” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “CHP başta olmak üzere benzer görüşlerin savunuculuğunu yapanların nereden beslendiğini de bizzat işin sahipleri ikrar ediyor. Hadi yeminli Türkiye düşmanlarını anladık... Hadi CHP gibi onların içerideki tetikçilerini de anladık... Peki, yıllarca bu mücadeleyi birlikte verdiğimiz kimilerinin de aynı trene binmesine ne demeli? Neymiş? Filancalar filancalar niye hâlâ hapisteymiş... Bunları ödüllendirecek hâlimiz yok. Bir taraftan adalet diyoruz, bu kadar ölen, maalesef dağa kaçırılan o yavruların anneleri. Diyarbakır’daki HDP binasının önünde artık yılları devirdik yaz kış demeden oturan annelerin hakkını kim iade edecek? Onlara bak senin hakkını aradık, bulduk şimdi de size iade ediyoruz kim diyecek? Devlet niye var, biz niye varız? Arkadaşlar biz bunun için varız, bunu hâlledeceğiz. Hatta daha da ileri gidip, bu teröristlerden birinin yazdığı kitabı herkesin okumasının tavsiye edilmesi hakikaten beni rencide etmiştir. Kitabını herkes okusun dediği kişi, elinde binlerce Kürt kardeşimin, askerimin, polisimin, öğretmenimin kanı olan, bölücülük peşinde koşan bir terör örgütünün siyasetçi maskesi takmış savunucusudur.”

    “Bu ülkede Kürt sorunu yoktur” ifadesini hep söylediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkede uzunca bir süre, en çok sıkıntıyı Kürtlerin çektiği ama milletimizin tamamına şamil bir özgürlük sorunu, hak sorunu, hukuk sorunu, adalet sorunu vardı” dedi

    “ÜLKEMİZİN GÜCÜNÜ VE İTİBARINI ARTIRARAK TÜRKİYE’Yİ DIŞARIDA YAZILAN SENARYOLARIN YÖRÜNGESİNDEN ÇIKARDIK”

    “Ülkemizin gücünü ve itibarını artırarak Türkiye’yi dışarıda yazılan senaryoların yörüngesinden çıkardık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu gerçekler ortadayken, birilerinin çıkıp, sanki Türkiye’de hiçbir şey yapılmamış, her şey eski hâliyle sürüyor da sadece kendileri gerçekleri söyleyebiliyor gibi bir edayla konuşmalarını da kabul edemeyeceklerini kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Kürt kardeşlerimizin en büyük düşmanının silahlı ve siyasi temsilcileriyle bölücü terör örgütü olduğu hakikatinin gölgelenmeye çalışılmasına göz yumamayız. Aksi takdirde, terör örgütü tarafından evlatları zorla dağa kaçırılan, göz göre göre ölüme sürüklenen, tecavüze uğrayan annelerin yüzlerine bakamayız. Aksi takdirde, yıllarca terör örgütünün baskısı sebebiyle ailesini koruyamayan, evini geçindiremeyen, huzurla ve güvenle hayatını sürdüremeyen babaların yüzlerine bakamayız. Aksi takdirde, terör örgütünün sırf kendisine destek vermediği veya devletin yanında durduğu için öldürdüğü, haraç aldığı, evlatlarına tasallut ettiği, hayatını kararttığı kardeşlerimizin yüzüne bakamayız. Aksi takdirde, terör örgütü tarafından alçakça katledilen Aybüke öğretmenlerin, Necmettin öğretmenlerin, Mustafa öğretmenlerin, daha binlerce asker, polis, korucu ve farklı mesleklerden kamu görevlisinin ailelerinin yüzlerine bakamayız. Daha 5-6 yıl önce çukur eylemleri ve 6-8 Ekim olaylarında sergilenen rezillikleri unutursak, milletimizin yüzüne bakamayız. Yasin Börü’nün, onun ruhaniyeti karşısında biz çok eziliriz, onun ailesinin yüzüne bakamayız. Bu alçaklıkların, bu ihanetlerin, bu acıların doğrudan veya dolaylı müsebbibi olanların muhatabı tabii ki yargıdır. Artık bu mesele siyasetin konusu olmaktan çıkmıştır.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugün yeni bir atılım döneminden geçtiğine dikkati çekerek, uzun uğraşlar sonunda önemli bir seviyeye getirdikleri demokrasi ve kalkınma altyapısı üzerinde, çok daha büyük hedeflere ulaşmak için çok yönlü bir mücadele içinde olduklarını söyledi.

    “GELECEĞİN DÜNYASINDA NEREDE DURACAĞIMIZA 83 MİLYON HEP BERABER KARAR VERECEĞİZ”

    Bu kapsamda, sınırları güvenli hâle getirmeden ekonomiyi güçlendirmeye, salgının yol açtığı yükleri omuzlamaktan uluslararası güç dengelerindeki değişimleri takibe kadar pek çok meseleyle aynı anda uğraştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geleceğin dünyasında nerede duracağımıza 83 milyon hep beraber karar vereceğiz. Ya geçmişte uzunca bir süre yaşadığımız gibi siyasi ve ekonomik olarak kırılgan bir yapıya döneceğiz ya da son 18 yılda kurduğumuz sağlam altyapının üzerinde büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa edeceğiz. Biz, milletimizin büyük ve güçlü Türkiye’ye layık olduğuna inanıyor, her ne pahasına olursa olsun bu hedefe ulaşmak için mücadeleyi tercih ediyoruz” sözlerine yer verdi.

    Türkiye’nin en büyük ihtiyacının, yerli, millî, ilkeli, vicdanlı, ahlaklı, üretken, analitik siyaset ve bu şekilde hareket eden siyasetçiler olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak AK Parti olarak işte bu anlayışla 2023’e giden yolda yürümeyi sürdüreceğiz. Karşımızda ise, hâlâ kendisi gibi düşünmeyen herkese hakareti siyaset sanan tek parti faşizmi artıkları ve onların peşinden gitmeyi kendilerine yedirenler vardır” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun öğretmenlere yönelik sözlerini anımsatarak, “Bu zatın sergilediği son faşist hezeyanı öğretmenlerimizin takdirine bırakıyoruz. Bizim için her öğretmen, hangi siyasi partiye oy verirse versin değerlidir, hürmete layıktır, şükrana layıktır. Hepsinin de 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü tekrar tebrik ediyorum” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nde de tüm kadınların hak ve adalet mücadelelerinde yanlarında olduklarını tekrarlayarak, “İnsanlığın yarısı ve ailenin temel direği olan kadınlarımızı, şiddet başta olmak üzere her türlü tehditten ve tehlikeden korumak, en başta gelen görevimizdir. Siyasetten iş hayatına kadar her alanda kadınlara verdiğimiz destekle, inşallah hep birlikte hedeflerimize ulaşacağız” dedi.

    VARLIK BARIŞI

    Vatandaşlara 17 Kasım’da çıkan yasada yer alan Varlık Barışı’ndan yararlanmaları çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Varlık Barışı ile amacımız, yurt dışında bulunan yerli ve yabancı varlıkları ülkemize çekmek, yurt içindeki kayıt dışı varlıkları da sisteme dâhil etmektir. Bu uygulamadan yararlananların para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer tüm sermaye araçları yurt dışından ülkemize getirildiğinde veya yurt içinde sisteme kayıt ettirildiğinde her türlü vergiden ve takipten muaf olacaktır. Türkiye, 2008 yılından bu yana çeşitli defalar çıkardığımız varlık barışı uygulamaları ile yüzlerce milyar liralık kayıtlı kaynağa kavuşmuştur. Bunun herhangi bir takibi de söz konusu değildir, olmayacaktır. İnşallah, 30 Haziran 2021 yılına kadar sürecek bu uygulamayla, çok daha büyük rakamları kayıt altına alarak ekonomimize kazandıracağız. Yurt dışındaki ve yurt içindeki tüm vatandaşlarımızı bu imkânı değerlendirmeye, ellerindeki parayı, dövizi, altını ve diğer sermaye araçlarını varlık barışı yoluyla sisteme dâhil etmeye çağırıyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, sizlere bu haftaki Meclis çalışmalarında Rabbimden başarılar diliyorum.”

    • Haber Ara

    • Gazete Manşetleri

  • Son Eklenen